Sükût nerde devreye girer?
İnsan bir adım atmadan önce o adımın başkaları tarafından değerlendirileceğini iyi düşünmeli ve iyiden iyiye de bunun sonuçlarının ne olacağını tahmin etmeli.
Sonuçlarla baş edebilir miyim diye de hesabını iyi yapmalı. Bir yere sırt dönüyorsan, sırt döndüğün yerin senin üstündeki etkileri ve seni getireceği pozisyonu iyi bilmelisin.
Yoksa kafa tutmak akıllılık olamaz.
Kendini de harcarsın, geleceğini de…
Söz nerde başlar?
Sükût nerde devreye girer?
Bir insanın kendi iktidarını kurması söylediği sözlerle olmaz veya sürekli sessiz kalmasıyla da gerçekleşmez.
Nerede konuşacağını ve nerede ne söyleyeceğini bilmenin yanı sıra hangi zamanda susmak gerektiğini, hangi şartta sükûtu seçmesinin doğru olacağını bilmekle mümkündür.
Uzun zaman önce burada dile getirmiştim; “Ne söylersem güzel olurum” diyenler kendini harcamanın ötesine gidemediler. “Ne söylersem güzel olur” diyenler ise makamlarından olsalar da toplum nezdinde ki itibarlarından hiçbir şey kaybetmediler.
Makamlar insanlara güç katmazlar.
Makamlar sadece imkânlarını artırır.
Güçlü değilsen sahip olduğun imkânı da kullanamazsın.
Güç başkaları tarafından sana atfedilen şeylerin toplamıdır.
Senin elinde tuttuğun veya eline aldığını sandığın şeyler aslında hiçbir zaman senin değil, güç sahibinindir.
Güçlü de seninle birlikte olmalı ki o elindekiler senin olsun.
Şimdi bir süreci tamamlayanlar sanıyor ki bütün her şeyi ile güç benim elimde. Aslında sadece imkânlar onun elindedir. Eğer bir kişi o makam sahibini gece gündüz rahatsız edecek ve en azından huzurunu kaçıracak düzeyde söylenti ve girişimlerde bulunabiliyorsa bu nasıl güçtür ki?
İşte söz burada başlar.
İşte sükût burada devreye girer.
Makamlarında oturanlar halkın diline düşmekten imtina etmek zorundadır.
Aksi halde kendi sözünün gücü ancak toplumda gördüğü itibar kadar olacaktır.
Bu dar kalıplar içinde değerlendirmeler görülebilir ama en geniş anlamda ele alış budur.
Bu en büyük ve yalın gerçeklerden biridir.
Söz söylemeden önce o sözün size dönüşünün etkisini iyi görmeli insan.
Nasıl döneceğini iyi kestirmeli.
Makamda oturuyor olmak, karşınızda susulacağı şeklinde yorumlanmamalı.
Birileri de çıkıp bir şeyler yazınca veya konuşunca karşınızdakinin tanıdığı eş dost ne kadar insan varsa onların kapısını çalmanın âlemi yok.
Gücünüz oturduğunuz koltuktan bile zayıf, etkiniz ise maalesef makamınızın sorumluluğu kadar da yok.
Ya akıllı olun ya da akılsızlığınızı herkese duyurmak zorunluluğu doğacaktır.
İmkânlarınız sizin gücünüz değildir.
Bence siz yeniden düşünün;
“Söz nerde başlar?
Sükût nerde devreye girer?”