Mahalle yollarının durumu ile minibüs durakları ve minibüslerin dur-kalk yerlerinde yaşanan sıkıntılara ilişkin bir yazıyı kaleme almıştım.
Minibüslerin zamansız ve gelişi güzel yerlerde dur kalk yaptığı, gerek sürücüler ve gerekse yayalara ciddi anlamda sıkıntı yarattığına değinmiştim.
O günden buyana uzunca zaman geçmedi.
Daha doğrusu belki bir yılı aşmadı.
Ve olacak oldu.
Derler ya “korktuğum başıma geldi”
İşte öyle bir şey.
Geçtiğimiz Cuma günü düzensiz minibüs durağı ve sorumsuz sürücü yüzünden ilginç bir kaza yaşandı.
6-7 yaşındaki bir kız çocuğu bu yüzden Yüksek İhtisas Hastanesinde yatıyor.
Üstelik bir de ameliyat geçirdi.
Annesi, basası ve tüm yakınları perişan halde.
Kız çocuğunun yaşadığı kazayı emenim nasıl olmuş diye merak edenleriniz var.
Anlatayım…
Daha okula bile gitmeyen çocuk teyzesi, babaannesi, halası ve kuzenleri ile birlikte terminalden bindikleri minibüsten Tiryakilerin benzinliğinin önünde inerler.
Yaklaşık 5-10 metre yürüdükten sonra geride park halinde bırakılan otomobil, içinde sürücü olmadığı halde hareket etmeye başlar.
Tabi geride kalan otomobil, hareket ettiği ve üzerlerine doğru geldiğinden haberdar olmayan çocuk ve ailesine çarpar.
İki kız çocuğu ile birlikte teyze ve babaanne otomobilin altında kalır.
Babaanne ve teyze ile bir kuzen çarpan otomobilin altından hafif sıyrıklar ile kurtulurlar.
Ancak Berrin adındaki küçük kız çocuğu çevredekilerin de yardımı ile acilen Yüksek İhtisas Hastanesine kaldırılır.
Kafasından ve yüzünden ciddi hasar gören çocuk, acilen ameliyata alınır.
Ailesi ameliyathane önünde perişandır.
Kız çocuğunun ameliyatı başarılı geçmiştir.
Ancak doktorun söylediğine göre kafasındaki ve yüzündeki hasar iz olarak kalacaktır.
Yaşanan bu drama belki bir çokları görülmez kaza diyebilir.
Fakat öyle değil.
Bunun adı İhmal ve sorumsuzluktan başka bir şey değil.
Minibüsler doğru dürüst dur-kalk yerlerinde yolcu indirmez ise, keyfine göre istediği yerde durup yolcu bindirir ve göz yumulur ise bunun adı görünmez kaza değildir.
Kaza geliyorum demektir.
Tedbirsizlik, sorumsuzluk ve ihmalin taaa kendisidir.
Yolcuya, insana, insanın çağdaş yaşama hakkına karşı saygısızlıktır.
Oysa geliştiği ve çağdaş bir yaşam kalitesine doğru gittiği söylenen bir şehirde bu tür düzensizlikler, sorumsuzluklar ve tedbirsizliklere karşı önlem alınmalıydı.
Minibüslere çeki düzen verilmeli, kontrol sistemi oluşturulmalıydı.
Dur-kalk yerlerinin çoğaltılması, minibüslerinde böylesi bir sisteme en azami düzeyde uymaları sağlanmalıydı.
Şimdi soruyorum sizlere.
O çocuğun ve ailesinin yaşadığı mağduriyetin sorumlusu kimdir?
Aracını park ederken, vitese takmayan, el frenini çekmeyen araç şoförü mü?
Yoksa gelişigüzel yolcu indiren minibüslerde mi?
Veya minibüslerin uyması ve kullanması için yeterli sayı ve seviyede dur-kalk yerlerini oluşturmayanlarda mı?
Peki; O kız çocuğunun yüzündeki ve kafasındaki hasar için ileride yaşayacağı utancı kim üstlenecek?
Hadi söyleyin bakalım.
Sorumsuzluk ve tedbirsizliğin faturasını bir kız çocuğunun ödemesi ile başbaşa bıkarılması ayıp değil mi?
Yazık değil mi ona?