Milli piyangoyla başladı bizim şans oyunları maceramız.
Her ayın 9 u, 19u, 29u bizim için bir kavşaktı.
Ya çıkarsa diye biletimizi en güzide yerlerde saklardık.
Parası çok olanlar veya çıkacak olan ikramiyesine ortak istemeyenler tam bilet alırdı.
İkramiye şansını iki katına çıkarmak isteyenler yarım biletle hayal kurardı.
Parası az olan ve kıt kanaat geçinenler çeyrek biletle şansını denerdi.
Çekilişin yapılacağı saatte bütün aile ekran karşısına geçerdi.
Her rakamın düşüşü kimini saf dışı bırakırken kimini heyecanlandırırdı.
Kazanan kazanır, kazanamayan umutlarını bir sonraki çekilişe ertelerdi.
Spor Totomuz vardı.
13 veya 13+1 tutsun diye ne istatistikler yapılırdı.
Bütün takımların maçları takip edilirdi.
Cezalı olan sporculara kadar not alınırdı.
Bir teknik direktör gibi takım kurulurdu.
Maçla ilgili olabilecek bütün sürprizler ve imkânsızlıklar dikkate alınırdı.
Maç sonuçları açıklandıkça kuponların akıbeti de belli olmaya başlardı.
Kimi kupon baş tacı edilirken kimi kupon da çöpü boylardı.
Haftaya tutturmak umuduyla bir sonraki hafta sonu iple çekilirdi.
Zamanla şans oyunları sektörü büyümeye başladı.
Yurt dışından ithal edilen yeni umut topu gibi oyunlarımız oldu.
Haftalık veya on günlük olan şans rüzgârı artık günlük olmuştu.
Bu akşam olmazsa yarın akşam olur umudu sardı insanları.
Ya çıkarsa, ya tutarsa diye günlerimiz geçer oldu.
Rakamlarla sayılarla yatıp kalkar olduk.
En çok çıkan, hiç çıkmayan veya az çıkan sayılar hakkında bilgiler toplanır oldu.
Ya tutarsa diye otomatik makinede kupon doldurup şansını deneyenler de az değil.
Bilemeyen olunca ertesi haftaya devreden ikramiyeler çığ gibi büyümeye başladı.
İkramiye büyüdükçe iştahı kabaranların sayısı da artmaya başladı.
Belki bu sefer olur diyenlerin sayısı günbegün arttı.
Belli bir ikramiye ile yetinmeyenler de düşünülmüştü.
Bire, bilmem kaç veren bahisli oyunlar çıktı.
Kendine ve şansına güvenenler bu oyunlara yöneldiler.
Gazeteler de bu oyunlarla ilgili olarak düzenli bir şekilde ekler vermeye başladı.
Verilen eklerdeki bilgiler hafızalara kazınarak daha bilinçli oyunlar oynanır oldu.
Adı, sanı duyulmayan takımların ve sporcuların bütün özellikleri biliniyordu artık.
Parasını katlamak isteyenler elinde kupon ve liste akşama kadar değerlendirme yapıyordu.
Parasını katlayanlar oldu mu bilmem; ama hayal kırıklığı yaşayanları her gün görüyorum.
Ama
Birçok insan hayal kırıklığı yaşasa da umudunu bir sonraki çekilişe ısrarla taşıyor.
İşsizlik oranlarının arttığı, kriz nedeniyle iş yerlerinin kapandığı, parasızlık sebebiyle kredi kartı borcu olanların çoğaldığı iddia edilen bir ülkede şans oyununun her biri için haftalık milyonlarca TL, eski değere göre trilyonlarca TL para toplanması ne ile açıklanabilir. Bunu, umut fakirin ekmeği deyimini kullanarak açıklamak sizce yeterli mi?
Söyleyin bakalım şimdi: Sizce; Umut fakirin ekmeği mi, yoksa elindeki bir ekmek parasını da alan umut taciri mi?