Bu cümleyi niye kurdu şimdi diye düşünmeyin, anlatacağım.
Bundan 20 yıl önce…
Bir çok kimsenin ülkede kimlerin karar mekanizmasında olacağına dair henüz fikirleri tam anlamıyla oluşmadığı dönemin hemen ertesi…
Ankara’nın Keçiören ilçesinde seçimler yapılıyor.
Adaylar SHP’den Hamza Kırmızı, ANAP’tan Melih Gökçek…
Öylesine bir yarış varki aslında ANAP’ın seçimi kazanacağına dair genel bir inanış mevcut, ancak SHP ciddi bir baskı kurmuş durumda ve sol seçmen hemen hemen her yerde diline Hamza Kırımızı geliyor sözünü taşımış.
Görünüşte sakin içten içe de gergin bir seçim süreci yaşanan.
Seçim sandığa yaklaştıkça hamleler bire bir doğrudan Gökçek’in üstüne kurgulanmış ve hedefte de Gökçek’e yönelik söylemler ayyuka çıkmış durumda… Öyle ki Kırmızı’nın taraftarları her yerde Gökçek’in çocuk yuvasındaki yolsuzluğundan tutun iç etmelere kadar bir çok konuda sloganlarla sokak sokak geziyorlar.
Sandık günü gelip çattığında bütün okul bahçelerinde SHP’nin küçük pulları…
Vatandaşın oy vermeye başlamasının ardından saatler geçmiş ve öğle sonrası…
SHP adayı Hamza Kırmızı’nın taraftarları sağdan soldan seçime hile girdiği konusunda sözler sarf etmeye başlıyorlar.
Öyle ki sandıklar açılmaya başladığında gerginlik artıyor.
Bir yandan sandıklar sayıma girerken bir yandan da Hamza Kırmızı ekibi Keçiören eski Pazar yerinden asfalt üstünden yürüyerek oylarının çalındığını belirten sloganlar atıyorlar.
Sayımın sandık başlarında tamamlanıp, oylara merkeze doğru yola çıktığında sağdan soldan, çöplerden oylar çıkıyor.
Üstelik hepsi de SHP’ye oy kullanmış oy pusulaları…
Sözün üstüne söz söylenmeyecek bir hal…
Bir anda gerginlik daha da artıyor.
Polis ciddi tedbirler alıyor seçim kurulunun bulunduğu yerde.
Ancak mesele o kadar büyüyor ki bu oy pusulalarının nerden geldiğinin öğrenilmesi için ciddi bir çalışma başlatılıyor güvenlik kuvvetlerince…
Bu sırada Burhan Kara (ANAP’ta o zamanki görevi ne idi hatırlamıyorum) 12 Eylül öncesi o güvensizlik ortamında bile böyle şey olmadı şimdi nasıl olur böyle bir şeye itibar edip Keçiören’i huzursuz edersiniz diyor ama bu söz iyice geriyor ortamı.
Güvenlik g üçlerinin sıkı çalışması sonucu işin iç yüzü açığa çıkıyor.
47 kişi polis tarafından gözaltına alınıyor.
Ciddi bir organizasyon yapıldığı bu kişilerin sorgularında öğreniliyor.
Orada alınan bilgiler sandık başlarında gözden geçiriliyor. İfadelerde yer alan bilgilerin doğruluğuna erişiliyor.
Başta dedim ya, sosyal demokratlar bu tür çalışmaları organize bir biçimde yapmayı hem iyi biliyorlar hem de iyi bir biçimde üstesinden geliyorlar.
47 kişi ciddi bir çalışma yaparak kendilerine oy vereceğinden şüphe ettikleri kimselere başkanlık için kullandığınız oyu cebinize koyun zarfı boş atın getirin diyorlar. Oyları toplayıp sağda solda çöplere atıyorlar ve yaygarasını çıkarıyorlar.
Nedense nerede kim çöpten oy çıktı dese aklıma bu olay gelir.