Bu gidişata en kısa zamanda “dur” denilmezse ileride büyük sıkıntılar yaşanacaktır.
Belki o zaman bu günün yöneticileri olmayacak, ama veballeriyle bir gün ilahi adalete hesap vereceklerdir.
Çok zor mu bu yörede bulunan bu güzel barajın muhafazası yönünde tedbir almak?
Bu ilde maaş alan orman müdürlüğü, su işleri müdürlüğü, valilik, belediye bürokrasisi mevcut mu?
O zaman mesele ne?
Yüz milyarları analarının sütü gibi helal sayarak harcayan bu kurumlar neden barajın yaslandığı dağ ve tepelere ağaçlandırma yapmazlar?
Baraj kurulalı yıllar oldu, ama göstermelik şölen ve hatıra ormanlarının dışında ne kadar ağaç dikilmiştir?
Bu konudaki görev ve sorumluluk sahibi olanların yüzleri neden kızarmaz?
Bu konuda valilik, özel idare ve ilgili birimler derhal faaliyete geçmelidirler.
Hemen teraslama çalışmalarını başlatarak orman dikimine hazır hale getirilmelidir.
Bu göstermelik bir faaliyet olmanın dışında Bağrek dağının tamamını ormanlaştırma hedefine sahip olan bir proje olmalıdır.
Kıraç değil, sulanabilir bir fidan dikimi yapılmalıdır.
Münasip yerlere kurulacak tahliye havuzları ile “gerekiyorsa damlama usulü” sulama sistemi kurulmalıdır.
Mevcut su kuraklığı önleme yönünde kullanılmalıdır.
Çevre kirliliğine sebep olan kuruluşlar bu işin bizzat içinde yer almalıdır.
Gerekirse kurulacak bir orman vakfı ile desteklenmelidir.
Ama bir şekilde bu yıl bu işe acilen başlanmalıdır.
Gelecek yıl geç olabilir.
Ben şu an ki yöneticilerde böyle bir iradenin olduğuna inanıyorum.
Hatta sosyal yardımlaşma vakfı, işsiz ve muhtaç ailelere geçici işçi statüsün de çalışabilecekleri çalıştırıp, hem ağaçlandırma yaptırmış, hem de yardım amacına ulaşmış olabilir.
Durum vahim.
Erozyon barajların üzerinde risk olmayı sürdürüyor.
Susuzluk ve ardından gelecek olan kıtlık tehlikesi bu yolla atlatılabilir.
Bu söylediklerimizi duymayacak kadar sağır olanlara sözümüz daha sonra olacaktır.
Ama o zaman söyleyeceğimiz sözlerin ağırlığı onları mahvedecektir.
Ve onlar bu durumu çocuklarına bile izah edemeyeceklerdir, tıpkı geçmişin eyyamcıları gibi…