Adı gibi muhsindi. Adıyla müsemma derler ya, işte öyleydi Muhsin Yazıcıoğlu. Herkese iyi davranan; tatlı dilli, güler yüzlü, hoşgörülü ve yardımseverdi. Kimsenin kalbini kırdığı veya herhangi bir canı üzdüğü görülmemiştir. Cömertti, elinden gelen yardımı esirgemezdi kimseden. Her canın mutlu olması için uğraşırdı.
O bir babaydı, arkadaştı, yarendi. Hangi siyasi düşünceden, hangi inançtan ve hangi soydan olursa olsun herkesi severdi. Hiç kimseye kin gütmemişti. Kırıcı bir söz çıkmamıştı ağzından. Söyleyeceği sözleri düşünmeden söylemez, sözlerini tartarak konuşurdu.
Barış dolu, sevgi dolu, cennet gibi bir dünya düşlemişti. Savaşların, çatışmaların, anlaşmazlıkların bitmesi için çok uğraşmıştı. Ölümlü bir dünyada, her an ölümle burun buruna yaşayan insanların bu düşmanlıklarının anlamsız olduğuna inanıyordu. Sevgi varken, dostluk varken güzelim dünya niye çirkinliklerle yaşamak zorunda kalacaktı ki. Kalbimizde sevgiyi yeşertmek varken kin tohumları ekmenin bir mantığı var mıydı?
Kendisini alıp götüren helikopter için: “Acı, zulüm bir helikopter kiraladık.” demişti. O acı çekmemiştir, biliyorum; ama biz onun yokluğunun acısını çekiyoruz. Onun gülen yüzünü, tatlı dilini özlüyoruz.
Özü, sözü birdi onun. Dürüst olmayı, dürüst yaşamayı, dürüst olarak anılmayı bize o öğretti. Hiçbir menfaat peşinde koşmadı. Kendi için bile olsa hiç kimseye boyun bükmedi. Doğru bildiği yolda hiç sapmadan yürüdü.
“Adaylarımı size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.” demişti son yaptığı konuşmasında. Sevdiklerini, sevdiğine emanet etmişti. Sevdiklerini, O’ndan başka kime emanet edebilirdi ki. Kendisi de O’na ait değil miydi? Zaten O’ndan başka gidecek kapısı var mıydı ki?
Keş Dağı’nın karla kaplı yamaçlarından cennetin mis kokulu yemyeşil bahçelerine giriverdi. Karla kaplı bembeyaz çam ağaçlarının arasından tuba ağacının serin ve ferah gölgesine uzanıverdi. Kar yağışının ve tipinin dondurucu havasından kevser ırmağının ferahlatan suyuna bırakıverdi kendini.
“ Ne ayaktakilerin ne de oturanların bir garantisi yoktur. Şu anda hepimiz buradayız; ama biraz sonra ne olacağımız belli değil.” demişti konuşmasında. Hakk’a gittiğini, sevdiğine kavuşacağını hissetmiş miydi acaba! İlk kez bineceği helikopterin kendisini Rabbine götüren bir burak olduğunu görmüş müydü gönül gözüyle!
Muhsin Yazıcıoğlu’na ve aynı kazada onunla birlikte Hakk’a yürüyen kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum…