Geçen hafta Cumartesi günü son kozlarını oynuyordu adaylar.
Pazar günü ise sandık başındaydık.
Pazartesi günü tantana devam etse de normale dönmeye başlamıştık.
Hafta sonu gördük ki, her şey normale dönmüş durumda.
Herkes kendi işinde ve gücünde.
Bu dönem oldukça durgun geçen seçim, bize bir şeyi hatırlattı.
Bazı konuları gereğinden fazla büyütüyoruz.
Seçimi de öyle…
Birkaç dönemdir görüyoruz ki, medya her şeyi olduğu gibi seçimi de şişiriyor.
Fazlaca abartıyor.
Abartılan şeyleri de, abartı yaşanan yerleri de gördük.
Abartının ne demek olduğunu da…
Halkın nezdinde abartının bir itibarı yok artık.
Her şeyi normal seyrine bırakmak gerekiyor aslında.
Medyayı ne kadar kullansanız da etkisi olmuyor pek fazla.
Ne yaptığınıza bakıyor halk ve ona göre bir çizgi takip ediyor.
Zaten çizgiyi de halk çiziyor.
Aday veya parti değil aslında.
Halkın çizdiği çizgiye en yakın olanına da itibar ediyor.
Normal seyir bu işte.
Seçimle ilgili seyri de halk belirliyor.
Örneğin İstanbul’da biraz daha muhafazakar bir çizgiye yakın duran Kılıçdaroğlu’nun aldığı oya bakın.
Radikal bir tavır sergileseydi, bu oyu kesinlikle alamazdı.
İşte Kılıçdaroğlu, halkın çizgisine yakın hareket ettiği için aldı o oyu.
Yani…
Yani çizgiyi parti veya aday değil, bizzat halk belirledi.
O çizgiyi görerek hareket eden ve ne pahasına olursa olsun, o çizgiye yakın duran kazanır.
Eh…
Kılıçdaroğlu kazanmadı ama, çizgiye yakın seyir izlediği için yüksek oranda oy alabildi.
Kırıkkale’de de hayat normale dönmeye başladı.
Hafta sonu herkes kendi işine baktı.
Kimi baharla birlikte bağ ve bahçe işleri ile uğraştı…
Kimisi bahar temizliği yaptı…
Kimisi ise mesire alanlarına koşarak güneşin tadını ailece çıkarmaya çalıştı.
Kırıkkale seçimini yaptı.
Şimdi herkes geçimine bakıyor.
Hayat normale döndü.
Rutin işlere devam ediliyor.