Bir başarı sevindirir.
Bir de kazançlar…
Zaman içinde insanlar kazançlarını da başarılarını da tartma imkanı bulurlar.
Zaman içinde çözülür her şey.
Zamanla anlaşılır doğrular ve yanlışlar
Zira niyetlere göre sonuçlar olmaz her zaman.
Ama beklentileriniz şekillendiriyorsa niyetlerinizi işte o zaman kazanç sandıklarınız kayba, başarı saydıklarınızda başarısızlığa gebedir.
Beklemek yanlıştır aslında…
Neyin hesabını yapmışsanız, bu hesaplaşma açık yada gizli bir taahhütleşmeniz yoksa bu sizin kaybınızdır ve elde edemeyeceğiniz şeydir.
Kapıları açan bu beklentileriniz gibi görünse de aslında beklentilerinizi birer hayal kırıklığı olarak önünüze koyacak olan da budur.
En önemli yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu defalarca dile getirdim. İnsana yatırım yapamayanlar ya yapay öfke ile karşılaşır yada kendileri sürekli aldanan olur.
Siyasetten ticarete kadar her merhalede “önce insan” veya “insana yatırım” esası göz önüne alınmazsa bu zarar olarak haneye işler.
Kırıkkale’de seçim sürecinin en belirgin yanılgısı da bu idi.
Söylentilerin veya hazmetme zorluklarının yaşanmasının nedeni de insana yatırım yapmak yerine dedikodu esaslı siyaset anlayışına sığınarak yıpratmaktır.
Yıpranma kime ne sağlar diye düşünmeden sadece öfkesine teslim olanların verdiği bu mücadele aslında kendilerini yıpratıyor.
Dünün öfkesini almak, intikam hırsını serinletmek çabaları, koskoca camiaları, koskoca gurupları rencide etmiştir, hatta küçük düşürmüştür.
Bu küçük düşürüşün bedelini bunu yaşatanlar elbette maddi ve manevi olarak ödeyeceklerdir.
Her kim intikam ve öç alma duygusu ile hareket ederse kendisini bitirir, kendi linçini sağlar. Zira Şeyh Edebali’nin en önemli öğütlerinden birisi ve ilk maddesi;
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..”
Bu yüzden sonuçları kabullenmek erdemdir.
Sonucun gereğini yerine getirmek daha büyük erdem.
Bu nedenle her ne olursa olsun bu erdem göstermek fazilet ister.
Faziletli insan ise büyür, yücelir ve anılırken minnet ile dile getirilir ismi.
Yolu insan kendi seçer.
Seçtiği yol onun hem bu dünyasını hem ahretini şekillendirir vesselam.