Üç aşağı,
Beş yukarı söylediği sözler aynen şöyle;
“ Vatandaşımız AKP iktidarına sarı kart göstermiş, bundan sonrası için çöküş süreci yaşanmaya başlamıştır hükümet için.”
Kendileri için ise,
“ yukarı doğru tırmanış devam etmekte olup bir dahaki seçimlere çok daha iyi çok daha donanımlı hazırlanacaklarını, milletin teveccühüne yakın gelecekte mahzar olacaklarını falan” söylemeye çalıştı…
AKP hakkında söyledikleri fazlaca ilgilendirmiyor artık beni ama (yurdum insanının bir çoğunu ilgilendirmediği gibi!) kendileri hakkında yaptığı yorum kafama takıldı.
1990-1991 yılında Cumhuriyet Halk Partisi açıldı.
Genel başkan Deniz Baykal önderliğinde katıldığı ilk seçimde yüzde ikibuçuk oy ile sona yakın bir parti oldu.
Sonra,
SHP ile birleşip yüzde 14 oy aldı yanılmıyorsam.
Parlamento dışında kaldığını saymazsak,
Gerçekten yapılan her seçimde yüzde iki, iki buçuk gibi oylarını artırarak günümüze kadar geldi.
Deniz Baykal,
Hırsız değil…
Tüccar değil.
Oğluna, kızına,
Torununa,
Yandaşına gardaşına devlet olanaklarını kullanarak çıkar sağlamış bir adam değil.
Buna rağmen,
Vatandaş nezdinde sevimli bir adamda değil.
Hal böyle olunca,
Ağzı ile kuş tutsa nafile. Bu millet ona oy vermedi, bu hızla giderse verdiğini kendi göremeyecekte, benim görmem de mümkün olmayacak.
Lamı-cimi yok!..
Kendi dahil çalışma arkadaşlarının bir çoğu gidecek, gitmeli bu partinin başından eğer CHP’nin yakın gelecekte iktidar olduğunu görmek istiyorsa.
Giderken yanına muhakkak Kırıkkale İl başkanı Aliye Gündüz’ü ve onun dayı oğlu merkez ilçe başkanı Kadir Şengül’üde yanına almalı.
Çünkü,
Neden sadece onun halk katında sevimsizliği değil, bunlarında o sevimsizliğe ellerinden geldiğince katkı sağlamaları.
Ankara’dakileri tüm Türkiye tanıyor. Onlar hakkında yorum yapamam.
Ama Kırıkkale’de seçim kaybettiğinin ertesinde tekrar atadığı bir il başkanı var ki değme keyfine gitsin.
Kadrolu kurultay baş katibi mübarek… (O ve dayı oğlu merkez ilçe başkanına şaşırmadan sayın altı oku sırası ile desen daha ilkinde şaşırırlar.)
Bundan başka yaptığı ikinci iş, partide adam kırçmak.
“Benden değil, vur kellesine…
Akrabam değil, öyle ise adam da değil. Üye yazmaya, delege yapmaya, hele birde yönetime almaya hiç gerek yok”
Mantık bu!..
En iyi bildiği ve her seçimde sürekli yaşanan üçüncü iş ise para saymak…
Genel merkez gönderecek dayı oğlu ile bu sayacak.
Sayarken,
KDV’lerde buharlaşacak.
Akrab-ü talikattan olmaz ise, Keskine Çorumdan, Yahşihan’a Keskin’den, Bahşılı’ya ırmağın kıyısını görmemiş, oyu Ankara’da kendi Çelebi’de gösterilen adayları, aldıkları oyları ve bunlara harcanan milyarların konusunu açmaya gerek bile yok.
Oylar yüzde iki buçuk artmış, oy alamadıkları yerleri ise masaya yatıracaklarmış!..
İlahi sayın Baykal...
İnanının bu milletin büyük bir çoğunluğu için sevimli olmaya bilirsiniz.
Ama
İnanın size,
Sizin devlet adamlığınıza saygım ve sevgim sonsuz…
Lafta söyletmem.
Lakin,
Benim gibi atadan CHP’lileri bile partiden soğutan il başkanlarını etrafınızda tuttukça, onun altı oku sayamayacak, birer cümle ile açıklamasını yapamayacak dayı oğullarını merkez ilçe başkanı olarak yerinde kalmalarını sağladıkça, siz tekrar yaşama CHP genel başkanı olarak dönseniz bile millet katında hala sevimsiz olmaya devam edeceksiniz.
Bilmiş olun…