Rekabet, rakibimizin zaaflarından faydalanmak değildir. Rekabet, bilgi ve beceri olarak kendimizi geliştirmektir. Rakibimizin zayıf yönlerini araştırmak yerine kendi eksiklerimizi görmek, kendimize çeki düzen vermektir. Eksiklerimizi gidermek, yaptığımız hataları tekrarlayıp zor duruma düşmemek için tecrübelerimize yenilerini eklemektir.
Rekabet rakibimizin yoluna taş koymak, yolun kenarında bekleyip ona çelme takmak, tekerine çomak sokmak değildir. Rekabet, kendine bir hedef belirlemektir. Hedefe ulaşabilmek için planlar hazırlamak, bu planları uygulamak için projeler üretmektir. Hedefine ulaşabilmek için hazırladığın plana uygun olarak hiç yılmadan gece-gündüz çalışmaktır. Seninle birlikte aynı hedefe koşanlarla arandaki mesafeyi açmak; onların nefesini ensende hissetmemektir.
Rekabet, rakibine çamur atmak veya onun hatalarını onu vurmak için silah olarak kullanmak değildir. Rekabet tatlı dilli, güler yüzlü ve hoşgörülü olmaktır. Senin başarılı olmanı isteyenlerin ve sana destek verenlerin yanı sıra senin karşında olan, başarısız olmanı bekleyen kişilere karşı da anlayışlı davranmak ve onları da sevmektir. Her kim olursa olsun çevrendekileri sevmektir.
Rekabet her şeye rağmen başarılı olmak, hedefe varabilmek için birçok kişiyi ezip geçmek değildir. Rekabet olgunluk göstermek veya çocuk olabilmektir. Yerine göre yetişkinlere akıl hocalığı yapmak, vakur ve olgun tavrıyla yol göstermektir. Yerine göre çocuklara oyun arkadaşı olmak, onların sevgi dolu dünyasında gamsız yaşamak ve doyasıya eğlenmektir.
Rekabet haset etmek, kin beslemek, düşman kazanmak veya geçimsiz olmak değildir. Rekabet imrenmektir. Rakibinin yaptığı faydalı ve güzel işleri takdir etmektir. Rakibinin yüzüne karşı söylemesen bile kendi kendine onun hakkını vermektir. Rakibini çirkin hilelerle yenmek yerine, rakibine rağmen rakibinden daha iyisini ve daha güzelini yapmaktır. Onu, onun başarısızlığı ile değil de kendi başarınla saf dışı bırakmaktır.
Bir öğrenci her zaman hırçınlık yaparmış okulda. Arkadaşlarının yaptığı güzel ve faydalı işleri bozarmış. Onların ceza alması ve rezil olması için olmadık hilelere ve yalanlara başvururmuş. Yaramazlık yaparak, arkadaşlarını sınıfta mahcup düşürerek kendisinin sevileceğini ve başarılı olacağını sanırmış. Bunu bilen öğretmeni ne yapacağını ve öğrencisini bu huyundan nasıl vazgeçireceğini düşünüp dururmuş. Bu öğrencisi, ne kadar olumsuz tavırları da olsa, zeki bir çocukmuş.
Öğretmen yine olumsuz bir olayın yaşandığı gün, öğrencisini tahtaya çağırmış. Öğrencisinden tahtaya yirmi beş cm uzunluğunda bir çizgi çizmesini istemiş. Öğrenci çizgiyi çizdikten sonra, bu çizgiyi nasıl kısaltabileceğini sormuş. Öğrenci çizgiyi herhangi bir yerinden silerek kısaltabileceğini, ortasından iki parçaya ayırabileceğini söylemiş. Öğretmen silerek veya keserek kısaltmanın kabul olmadığını söylemiş. Öğrenci dakikalarca düşünmüş; ama bir çözüm bulamamış.
Öğretmen bunun üzerine bu çizgiye paralel ve bu çizgiden daha uzun olan bir çizgi çizmiş tahtaya. Öğrencisine önceki çizginin nasıl göründüğünü sormuş. Öğrenci de çizginin kısa göründüğünü söylemiş. Öğretmen yeni ve uzun bir çizgi çizmekle önceki çizgiyi kısaltmış olduklarını söylemiş. Öğrenci, böyle bir cevap aklına gelmediği için mahcup olmuş. Bunun üzerine öğretmen öğrencisine anlamlı bir şekilde bakarak şunları söylemiş.
“ Başkalarını geçmek, onlardan daha fazla sevilmek ve daha başarılı olmak için onları incitmek doğru değildir. Yapılan bir işi bozmak yerine daha iyisini yapmak en güzel davranıştır.
Sen kendi yeteneklerini keşfederek kendini geliştirmelisin. Unutma ki, insanın kendisinden başka rakibi yoktur.”
Rakibinizi tanımalısın; ama ondan önce kendinizi keşfetmeniz gerekir.