“ Atatürk’ün Selanik’deki evi kimliği meçhul kişi yada kişilerce bombalanmıştır.”
Haber,
Beklediği etkiyi gösterir ve Türkiye’nin karışmasına neden olur.
Bilanço,
Onlarca ölü, yaralı…
Ülkesini terk etmek zorunda bırakılmış binlerce insan.
Daha sonra,
O günkü devlet adamlarından bazılarının kaleme aldığı anılarında bu olayın “derin devlet! tarafından organize edilmiş mükemmel bir organizasyon” diye anlatıldığını görürüz.
Neticede,
Atatürk tarafından kurulmuş, sonrasında gelişerek büyümekte olan Türk-Yunan ilişkileri sekteye uğramış, birkaç yıl sonra adayı terk etmek zorunda kalacak İngiltere’nin ekmeğine yağ sürerek ilelebet devam edecek! düşmanlığın ortasında kendi çıkarlarını muhafaza eden bir güç olarak yerinde kalmasını sağlamıştır. (neden, tabiki yükselen sosyalist Arap hareketine engel olmak ve enerji kaynaklarına açılan Kıbrıs kapısını kaybetmemekti.)
Keza,
Bizzat ihtilalin lideri Kenan Evren’in anılarında anlattığı gibi ülkemizde ihtilal yapılmaya 1978 lerde falan karar verilmiş! Olgunlaşması ancak 1980 leri bulmuştur.
Neden?
Çünkü,
Bu gün ilk okul bebelerinin bile ezbere bildiği, lakin bazı dunkofların anlamamakta ısrar ettiği Amerika’nın “yeşil kuşak projesi” ancak bu şekilde yaşama geçirilebilirdi.
Ülkede kafası çalışanlar korkutulacak, sindirilecek, yetmez ise ceza evlerine tıkılıp orada çürümeleri sağlanacak ama, yinede bu proje hayata geçirilecekti.
Amaç,
Yine aynı…
Enerji kaynaklardan pay isteyen Rusya etrafında din eksenli devletçikler oluşturmak ve onun yönetim şeklinin başka başka ülkelere ihraç etmesine engel olmak.
Bunu da en iyi,
Demokrasiden yoksun, insanlarının sorgulamadan aciz, kaderine boyun eğen ve kayıtsız şartsız yöneticisine biat eden din eksenli devletlerle yapardı.
Zaten,
Nihai hedefte bu!..
Nerden mi biliyoruz?
Amerika’da yayınlanan bir çok yayın kuruluşunun kendi devlet arşivlerinin açılmasından sonra Türkiye raportörlerinin konuyu kaleme almalarından.
Yani,
Tarihten bu tarafa milletimizin enerji kaynakları üzerinde oturması bir çok insanın iştahını kabartmıştır.
Her seferinde bu zenginliğe sahip olabilmek için gerek silahlı güçleri gerekse yerli işbirlikçileri sayesinde bir türlü rahat ve huzur vermemişlerdi atalarımıza.
Biz torunlar bu günde aynı saldırıların hedefindeyiz maalesef.
O gün,
Topu,
Tüfeği,
Gemilere doldurdukları sömürge askerleri,
Ve
Her türlü ayak oyunları ile geçemedikleri Çanakkale’yi bu gün, para gücü ile geçmeyi başardılar.
Kimine göre “özelleştirme” olan isimle devletin öz kaynakları bir bir gözden çıkarılırken, bazıları alkış tutmuş, muhalif olanları ise nerdeyse vatan haini! ilan etmişlerdir.
Tüm bunlar olurken elbet, ülke içerisinde etkin halde bulunan kurumlar başı boş bırakılmayacaktı emperyalistler tarafından.
Gayretleri hala o!..
Kim karşı çıkıyordu en çok?
Kim sesini en üst perdeden yükseltebiliyordu?
Tabi ki Deniz Baykal ve onun genel başkanı olduğu CUMHURİYET HALK PARTİSİ…
Öyle ise bu parti halkın gözünde çağ dışı gösterilmeli, genel başkanı da bir şekilde sevimsiz ilan edilmeli.
Kim yapacak bunu?
Basın!..
Ama nasıl?
Karen fog ve diğerleri tarafından maaşa bağlanacak elemanlar bulunacaktı ve bulundu da
Sabah akşam Deniz Baykal’ın sevimsizliğini despotluğunu, hizipçiliğini yazdılar durdular hayatında CHP’ye oy vermemiş ve vermeyecek olan beslemeler.
Burnumuzun dibinde Kürt devleti kuruldu kurulacak…
Az sonra Ermeniler toprak talebi ile karşımıza dikilecek, bu kesin.
Rumlar adanın tamamını aldı gibi.
Kim karşı çıkıyor tüm yaşananlara?
Deniz Baykal…
Ne kadar çağ dışı ve sevimsiz.
Üstelik hizipçi!
Sevsinler senin gazeteciliğini de, gazeteci ağabeylerinide…
Karen fog’un beslemeleri sizi…