Eğer hazır çay seviyorsanız, iyice kaynatılmış suyu fincana doldurduktan sonra içine özel hazırlanmış çay poşetini, ipinden tutarak sallandırırsınız. Buna “sallama” denir. Bendeniz semaverde pişen tomurcuk kokulu çayı severim.
Bir mecliste iki de bir lafa karışan adamlara “dallama”, başkalarının himmetiyle hayatını idame ettirenlere “besleme” denir. Onun bunun sokuşturma akıllarına göre hayatını tanzim etmeye çalışan, orijinal fikir üretemeyen, hep başkalarının ne demesine bakanlara da “yelleme “ denir. Gerçi Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktım, sadece şunu yazıyordu :”yeleme işi” Hani göğsü kıllı adamlar mangal partisi yaparken kömürü kor haline getirmek için bir aparat kullanarak bu yelleme işi sıkça yapılır.Böylece cümle içinde kullandık ki herkes daha kolay anlasın diye.Bir türlü çağdaş uygarlık düzeyine çıkamadığımız için son yıllarda artan muhafazakarlık sebebiyle yelleme aparat sanayinde epey ileri gittik.Piyasada plastikten yapılmış esnek rengarenk yelleme aparatları bolca var. Benim etrafımda da epey varmış da farkında olamadım!
Yıllarca birlikte olduğum bazı arkadaşlarım yüzüme karşı söyleme cesareti bulamadıkları sözleri benim olmadığım meclislerde konuşur olmuşlar. Aldığım ve uygulamaya koyduğum bazı kararlarımı yelleme akıllar sonucu aldığımı konuşuyorlarmış. Bendenizi kendi kararlarını kendi başıma veremeyecek acizlikte düşünüyorlarmış. Sizi gidi kabak kemaneler sizi! Siz daha kısa donla gezerken ben sizin hayat tecrübenizin on katını yaşamış adamım. Size mi soracağım ne yapacağımı?
Bendeniz şu andaki toplumsal statümü alnımın teri ile dişimle, tırnağımla kazıyarak elde etmiş birisiyim. Bu cihanda bir kişiye minnet borcum vardır. O ‘da rahmetle her zaman yad ettiğim değerli insan kayın biraderim Ahmet Arıca’dır. Yaşayan kimseye minnet borcum yoktur. Doğru bildiğim yolda yalnız da kalsam sonuna kadar gitmeye kararlıyım. Benim haklarım çiğnenirken etrafımda bu kadar insan bulamamıştım Sürdürdüğüm hukuk mücadelemde bazılarının menfaatlerine dokunuyormuşum. Bundan alınganlık göstererek bana bu sıfatı yakıştıranlara teessüflerimi sunuyorum. Başkalarının eteklerine tutarak makam ,mevki sahibi olanlara bakın hele!. Demek ki arkadaşlarımı seçerken daha dikkatli olmalıyım.
Beni yakından tanıyanlar bilirler. Kendi halinde bir insanım. Doğal davranmayı severim. İş yaptığım insanlara karşı hiçbir zaman ikinci bir planım olmadı. Doğru ve dürüst kalmaya özen gösterdim. Hayatım boyunca yüklendiğim bütün kamusal görevlerde her zaman üstün başarı gösterdim. Her zaman hukuka saygılı oldum. Kaba kuvvet kullanarak, alavere dalavere ile iş yapmadım. Uğradığım haksızlıklara karşı hep hukukun içinde kalarak hakkımı korumasını bildim. Yıllarımı verdiğim dava arkadaşlarım beni yalnız bıraksalar da yılmadım. Hiçbir sarı sendika, hiçbir tarikat, cemaat ve çete arkamda olmadı. Yanımda inanmış birkaç arkadaşım olduysa bana bu yetmiştir. Umarım bendeniz de onlara layık olmuşumdur.
Atalarımız ne güzel demişler. “Cahille sohbet etme küstürürsün” Anlarsınız diye devamını yazmıyorum. Menfaatlerini önde tutanlar ve bunun yüzünden benden ayrılanlara yolları açık olsun diyorum.
Ben istişareye değer veririm. Hiçbir zaman benden daha farklı düşünenleri dışlamadım. Olayları başka zaviyelerden değerlendirerek görüş bildiren arkadaşlarımın fikirlerinden faydalanmayı ihmal etmedim.Ama izin isteğiniz görüş bile sayılmaz.
Benim kimseyle bir alıp veremediğim hesabım yok. Hukuksuzluğu meslek edinenlere karşı bağımsız yargı yoluyla hesaplaşacağım. Bunu kimse engelleyemez. İktidara sahip olup ta yanlış işler yapanların kulağına küpe olsun bu! Haksızlığa uğrayan mı , yoksa haksızlık yapan mı daha güçlü, bunu hep birlikte göreceğiz.