Tüm liderlere yaptığımız gibi,
Misafir perverliğimiz noktasında elimizden gelen hiçbir şeyi eksik etmedik şehir sakinleri olarak.
O sordu,
Biz cevapladık…
Biz cevapladıkça o bir daha sordu,
Biz bir daha cevap verdik.
Elhak,
Meydan boşaldı kahvehanelerde, parklarda,
Akşam,
Ev gezmelerinde tekrar ettik durduk aynı soruları ve bizim verdiğimiz cevapları.
Bir anlamda,
Erman Toroğlu gibi kritik yaptık saatlerce…
“İşleriniz nasıl,
Sağlığınız,
Sıhhatiniz, geçiminiz nasıl” dedi,
Hep beraber “iiiyyyiiii” dedik.
Çiftçi ürününü değeri ile satabiliyor mu?
Hayırrrrrr!..
Esnaf çekini senedini gününde ödüyor, evinin nafakasını çıkardıktan sonra devlete vergisini, bağkurunu, yatırabiliyor mu?
Yoookk!
İşçinin iş güvenliği, işsizin iş sahibi olma garantisi var mı?
Ne gezeeerrr!..
Memur sürülme korkusu olmadan alın terinin karşılığını alabiliyor mu?
Alamıyor!..
Ee o zaman emeklimizin durumu iyidir herhalde. Ömrünün son deminde aldığı maaşla evini barkını fevkalede güzel geçindiriyor, toruna torbaya harçlığını veriyor, köroğlu ayvaz misali takıyor hanımı koluna Türkiye turuna çıkıyordur!..
Nerdeee o günler!..
Bunların hiç birini yapamıyor musunuz?
Hayırrrr!..
Neden?
Kriz varrrr!..
Ama başbakanımız kriz mıriz yok diyor, olanda teğet geçti diyor!..
Deldi deldi. Ama geçmedi takılı kaldıııı!..
Eee o zaman birileri yalan söylüyor.
Ya siz,
Ya başbakan!..
Evet!..
Kritik hala devam ediyor iki kişinin bir araya geldiği her yerde.
Sorunları biz,
Çiftçi, esnaf, emekli,
İşçi, işsiz, memur olarak hep birlikte yaşıyoruz.
Bu memlekette krizi çıkaran taraf biz değiliz. İhalelere biz girmedik. Selefeden paraları biz cukkalayıp rant sağlamadık. Devlet kesesinden gazete televizyon- gemi, memi- pırlanta, mırlanta, likit yumurta denelenmiş mısır fabrikaları sahibi olmadık.
Ama krizden sorumlu tutulduk.
Emeğimizi sattık,
Karşılığını istedik…
Kriz var veremeyiz dediler.
Birde en kolay yolu seçip iş akdimizi sonlandırdılar.
Hemde,
Sorumlusu olmadığımız bir kriz yüzünden.
Üstüne,
İşimizden ekmeğimizden, sağlık ve sıhhatimizden olduğumuz bir tarafa, artislik yapıp üç kağıtçı olmakla suçlandık rehin alındığımız, patenti artık yabancılara ait olan bankaların hamileri tarafından…
Baykal,
Aslında bizim bildiklerimizi,
Yaşadıklarımızı tekrar etmekten,
Hatırlatmaktan,
Başka bir şey yapmadı CUMHURİYET MEYDANINDA.
Geldi ve gitti kendileri…
O sordu biz cevapladık.
İnşallah cevabını bildiğimiz soruları 29 mart sabahına kadar hiç birimiz unutmayız!..
Not: güneş balçıkla sıvanmaz misali Kırıkkale CHP mitingini herkes gördü, yaşadı. Miting saatinden iki saat önceki meydan görüntüsünü alıp birinci sayfaya taşıyıp, sonrada fiyasko diye başlık atmak hangi gazeteciye ne kazandırır bilmem ama o gazetenin bundan sonra taraflı tarafsız herkes tarafından ciddiyetinin olmadığı, ciddiye alınmaması gerektiği tescillenir. Dostlara benden hatırlatması…