Dünkü yazım üzerine çok sayıda eğitimci ile görüştüm.
Hepside yazılanları destekliyor mahiyetinde konuştu.
Hoşuma gitti, demek ki sorunlara değinince destek buluyor diye düşündüm.
Bu yüzden söz eğitimden açılmışken devam etmek istedim.
Gerçi hepimizin yüreğini derinden yakan şehidimiz varken biraz gündem dışı gibi geldi bana ama inanın acımız büyük ve Kırıkkale’nin başı sağ olsun demekten başka elimizden başka bir şey gelmiyor.
İki yeğen var. İkisi de üniversiteye hazırlanıyor. Genellikle dersler ile ilgi çocuklarla pek konuşmam. Ancak dün nedense "ne olmak istiyorsun" diye sormak geldi içimden.
Sordum sormasına da onların yanıtından çok, ben konuşmak zorunda kaldım.
Bu konuda Endüstri Meslek ve Teknik Lisesi müdürü Ünsal Ceran ile daha önceden sohbetim olmuştu.
Sonra okulların rehberlik bölümleri ne işine yarar diye düşündüm.
Öncelikle, çocuklar yaşadıkları yerleşim yerini hesaba katmıyorlar meslek seçimi yaparken. Oysa yaşadığın coğrafyayı ve oradaki şartları hesaba katmak gerekir. Örneğin Kırıkkale etrafındaki illerle birlikte, 21. yüzyılda nasıl bir role sahip olacak?
Bu tespit, mesleği seçmede önemli bir etken bence.
Bunu öğrencilere aktardım. Bence Kırıkkale’nin bir tarih ve turizm yeri olmaktan ziyade, tarım, sanayi ve ticaret kenti olma özellikleri devam edeceğine göre, bu gelişime paralel bir seçim söz konusu olmalı. Eğer Kırıkkale dışında nere olursa olsun giderim deniyor ise o zaman durum başka. Bu anlamda karınca kararınca meslek seçimi konusunda dilimin döndüğünce bir şeyler söyledim. Ama pek sallayan olmadı. Anladığım kadarıyla okullarda da rehberlik bölümlerinin meseleye böyle bakmadığı anlaşılıyor.
Yine dikkatimi çeken noktalardan biri de, iş yaşamında artık birden fazla alanda bilgi ve yetenek geliştirmek gerektiği konusunda bir görüş yoktu çocuklarda. Her ne kadar meslekler parçalanıp özel uzmanlık alanı gerektiriyorsa da, birkaç alanda uzmanlık alamayan birinin geleceğin iş dünyasında gerekli kariyeri yapması mümkün değil artık. Ayrıca birkaç dil ve bu dillere ait kültürel değerlerinde bilinmesi gerekiyor. Dil konusunda eh işte, düşünselde olsa gayret vardı sanki çocuklarda.
Çocuklar bana geleceğin mesleklerini sordular. Tabii "en yüksek maaşı nasıl alırım, nasıl çabuk zengin olurum" misali bir soruydu onlarınki.
Tabii onların mantığıyla yanıtlamam gerekti.
Buradan da anladım ki, rehberlik bölümlerinin sunduğu mantık henüz 21. yüzyıla ait değil.
Ufak tefek Kırıkkale’nin koşullarına göre bir takım görüş sunuluyor belki ama Türkiye coğrafyasından pek haberdar olduklarını söylemek zor sanırım. Kısaca kimse kendini geliştirmiyor. Okuların rehberlik bölümlerinde hizmet veren eğitimcilerde dahil buna tabi. Hani diyorum; bunları rehberlik bölümleri bilmiyorsa ve bu yönde idari zorlama yapılmıyor ise kim bilecek, üniversiteye hazırlanan gençlerin ufuklarını kim geliştirecek?