Mecbur kalmadıkça yazmayacağım gerçekten.
Önceki gün köşe yazımın altına yorum yazanlara sesleniyorum.
Daha önceki yazımı iyi okuyun.
Siyaset ve seçim demedim, adayları yazmayacağım dedim.
Ve yazmıyorum da…
Bunun yerine daha önemli konulara değinmeyi tercih ediyorum.
Son günlerde, ulusal medyaya bir haller oldu.
Kriz tellallığı devam ediyor.
Medya, medya olmaktan çıktı resmen.
Sadece iki haberi örnek vererek medyanın çarpık durumuna dikkat çekmek istiyorum.
Haberlerden birisi ÖTV indirimi ile ilgili.
Diğeri ise yıllar önce asılmış bir gencin mektubu ve hayat hikayesiyle ilgili.
ÖTV indirimini haber yapan Aydın Doğan medyası, indirimin hiçbir işe yaramadığı görüşünü dayatıyor.
Vallahi ibretle izliyorum haberlerini.
Diğer kanalların tamamı indirimin oto galericilerini nasıl hareketlendirdiğinden bahsederken, Doğan medyasının kanalları, indirimin işe yaramadığında ısrarlı.
Yaramayacağını da söylüyorlar inatla.
Onlar öyle diye dursun, hatta kriz tellallığı yapsınlar, kriz kriz diyoruz, bu nasıl kriz?
Galericiler dolup boşalıyor.
Bir çok kişi sıfır kilometre oto almanın telaşında.
Üstelik oto almaya gidenler bile krizden yakınıyor.
Pes vallahi…
Geçelim öteki habere…
Vatandaş yıllar önce idam edilmiş.
Sebebi, hırsızlık yapmak ve bunu yaparken de iki polisi şehit etmek.
Bu gencin mektubu yıllar boyunca ailesine verilmemiş ve birkaç gün önce ulaştırılmış.
Bu gencin anarşi döneminde bulaşmadığı bir şey kalmamış neredeyse.
En son olayı postane soygunu yanlış hatırlamıyorsam.
İki polisi şehit etmişler, bir arkadaşları ölmüş bu olayda ve kendisi de yakalanmış.
12 Eylül döneminde de idam edilmiş.
İdam edilirken ailesine daramla(!) dolu bir mektup bırakmış.
Mektup, birkaç gün önce ailesine verilebilmiş.
Ne büyük dram…
Sen her türlü pisliğe bulaş, buna dram de.
Şehit edilen o iki polisin dramından bahseden yok.
Aydın Doğan medyası polislerin dramı yerine anarşistin dramından bahsediyor.
Bunu da dramatik bir müzik eşliğinde, olayı hikayeleştirerek, idam edilen gencin annesini konuşturarak, annesinin devlete yönelik tepkisini aktararak veriyor.
Acaba o iki polisin yakınları bu haberi izledi mi?
İzlediyse ne düşündü…
Pes demekten başka bir şey düşünemiyorum.
İşte çarpık zihniyetli medyadan iki bariz örnek…