Kredi kartı borcunu ödeyemeyen insanlarımız, bu borçlarını yokluktan mı ödemiyor, yoksa sorun başbakanın belirttiği gibi bir, dürüstlük sorunu mu?
Yani,
Mesele ahlaki mi?
Ekonomik mi?
Sayıları yüz binlerle ifade edilen bu insanlara dürüst değiller demek başbakana yakışmamıştır.
Her toplumda olabileceği gibi, onların arasında da bu tanımlamaya uyanlar olabilir. Ancak “çocuğuma başka nasıl süt alacağımı söyleyin” diye ağlayan anneyi de bu genellemeye dahil etmek, en azından vicdansızlıktır.
Bellikli,
Seçimler yaklaştıkça sayın başbakanın üzerindeki baskı artıyor.
Sandıklar sayılmadan sonuç bilinmez. Ancak, siyasetin doğasında var olan “iktidar yıpranır” ön kabulü, az yada çok, kaybetme ihtimali, başbakanımızı oldukça geriyor.
Kredi kartı 2002 de de vardı.
O zamanda ödemeyenler vardı.
Ama sayılarında ve ödenmeyen paranın miktarındaki artışın dikkatlerden kaçmaması gerekirdi.
Konya Ticaret Odasının yaptığı ve Anadolu Ajansının yayınladığı araştırmaya göre,
Konya da kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı,
2002 de 168 kişi.
2003 de 305 kişi
2005 de 1196 kişi
2006 sonunda ise 7.282 kişi olarak gerçekleşmiş.
Borcunu ödeyemeyenlerin sayısı, 4 yılda tam 43 misli artmış.
Bugün Türkiye genelinde bu sayının Bir milyon 500 bin kişiyi aştığı söylenmekte.
Önemli bir istihdam sağlamayan, hiçbir katma değer üretmeyen,
Bankacılık sektörünün büyük bölümünü yabancılara verir, zamanında ve etkin düzenlemeleri yapmazsanız, olacağı budur.
Gelirini belgelendirmeyene kart verilmez diyebildiniz mi?
Hayır
Aksine, neredeyse sokaklarda dağıtılan kartları seyrettiniz.
Tüketim toplumu edilişimizi hızlandıran, insanların geleceğini ipotek altına alan, o karta 18, bu karta 28 ay vadeli satışlara müdahale etmek gerekmez miydi.
Bu tedbirler düşünülemedi mi?
Yoksa bankalara mı direnemedik.
Ekonomik ve sosyal sorunları ön görmek ve gerekli tedbirleri almak devletin asli görevidir.
Merkez bankası ve çeşitli kuruluşların ortaya koyduğu, her biri birer alarm niteliğindeki raporlara duyarsız kalıp,
“Ayağını yorganına göre uzatsınlar” demeye çalışmak, sorumluluktan kaçmaktır.