Yapılan her değerlendirme bir başkasının yaptığı değerlendirmeyi çürütmek veya onun etkisini azaltmak için öne sürülmüş durumda.
Bu sözlerin içerikleri ise bir çok anlamda eğriler ve doğrular arasında gidip gelmiyor. Benim dediğimi doğru kabul et veya benim adayımın kazanacağını tescil et esasına dayalı.
Peki bu sonuç veriyor mu?
Önemli olan nokta da bu zaten.
Bir adayın durumundan ziyade seçmenlerinin hatta daha esaslı bir tanımlama ile yandaşlarının o adaya biçtiği rol ortalıkta geziyor.
Kırıkkale’de ciddi anlamda siyasi dengesizlik söz konusu.
Bu seçim başlamadan önce var olan bir dengesizlikti. Aynı durumunu da koruyor. Bir partinin seçime başlama oy miktarı oldukça yüksek iken, diğer partiler ise oldukça düşük seviyeden seçime başladılar.
Bu yüzden seçim de dengeler oldukça bozuk bir durumdaydı ve o dengesizlik hala devam ediyor.
Kırıkkale seçmen yapısı ile sağ eğilimli soldan sağa doğru akışını hızlandıran bir seçmen dokusu ile yarışta da sağ partilerin ağırlığının giderek artmasına neden oluyor. Bu da kendi başına ayrı bir dengesizlik.
Ancak şunu iyi belirtmek gerekir ki, Kırıkkale’nin sağ seçmeninin büyük kesimi Ak Parti merkezli. Bunu değiştirme konusunda diğer siyasi partilerin yaptığı çalışmalar ise dişe dokunur bir kitle hareketini tetikleyecek, heyecanı akın haline çevirecek yapıyı hiç oluşturmadı.
Bunda gerek adayların birinci ekiplerinin etkileri, gerekse sistemli olarak seçmen kitlesi üstüne yansıyan vaatlerde önceliğin kısa yoldan tercihlere dayanmasından kaynaklanıyor.
Örneğin; bir çok aday iş vaadinde bulunuyor. Oysa seçmen biliyor ki KPSS kazanılmadan işe girmek artık imkansız. Bu tür vaatlerin seçmeni tatmin etmesi mümkün değil.Belki adayın yanında tatmin olmuş gibi görünse de sonraki temasları ve girişimleri bunu gösteriyor.
Bir diğer konu ise mahalle içinde gezen anons tanıtım araçlarında ki aşırı ses yükseltmeleri.
Sesin çok olması sempatiyi değil beklide benim gibi bir çok kimsenin tepkisini çekiyor.
Bu bir seçim yarışı.
Seçilen kişinin taraftarlarının en çok kalp kırmamak veya insanların tepkisini almamak üzere kurmaları gerektiği gerçeğini gözardı etmemeleri gerekir.
Geçtiğimiz gün bir partinin tanıtım aracının sesinin çok yüksek olması ve müzik çalmasına bir gurup vatandaş tepki gösterdi. Aracın içinde oturan kişi vatandaşlara “indirmeyin beni arabadan” tehdidinde bulundu.
Müziğin yüksek seviyesi arasında sürdürülen tartışmadan vatandaş galip geldi ama sonuç olarak “Bunlar gelse milleti taşlarlar” yorumu ile de aday kesin kaybeden oldu.
Küçük bir şey ama büyük sorunlara yol açıyor. Belki o partinin adayı o insanları ikna etmek için büyük emek harcıyor ancak bir kişinin beş dakikada yaptığı işle de kaybediliyor.
Seçimin belirli sekmeler hariç oldukça kaliteli ve iyi bir seyri var.
Adayların söylemleri ve toplumla paylaşımları bu konuda oldukça önemli bir saygı ölçüsü oluşturuyor.
Toplumu germeden, herhangi bir sürtüşmeye ve çekişmeye düşürmeden seçimin tamamlanması herkesin temennisi.
Seçim günü yaklaştıkça bu gürültü kirlenmesinin artacağı tahmin ediliyor. Bütün siyasi partilerin dikkatli ve bu konuda görevlendirdiği ekiplerini uyararak seçimi tamamlaması temel temenni.
Önümüzdeki günlerde adayların ve partilerinin hamlelerini birer birer göreceğiz.
Hepside yaptıklarının karşılığını alacak.
Seçim sonuçlarını değerlendirirken de bu sonuçları ve uyarıları yeniden hatırlatacağız.