Bir zamanlar Kırıkkale, Ankara taşımacılığının en büyük ve tek ismi AKCAN seyahat idi.
Yetki verdiğiniz insanı başı boş bırakır denetimini düzenli ve sağlıklı bir biçimde yapmazsanız, her işte olduğu gibi Akcan seyahatte de şoför-muavin ikilisi yolculardan topladığı paraları kafaya göre harcar, artanı götürür firma yetkilisine teslim ederlerdi.
Şayet, artarsa!..
Bir gün rahmetli Derviş Akcan tebdili kıyafet otobüslerinden bir tanesine yolcu olarak binmiş. Elmadağ’a geldiklerinde yoldan iki kişi almış muavin. (Otobüsçü deyimi ile ördek)
Şoför yolcular bindikten sonra muavine sağ elinin işaret parmağı ile bir kendini birde muavini işaret edip duruyormuş sürekli aynadan.
Bu arada devrilme tehlikesi geçiren otobüsün içinden Derviş Akcan ayağa kalkmış ve “Allah belanı versin lan tek ikisi de senin olsun yeter ki önüne bak otobüsü devirme” diye bağırmış…
Nihayetinde batmaz denilen koca Akcan seyahat gün geldi battı bu türlü uygulamalarla.
Kıssadan hisse!..
Aliye hanımın partisine genel merkezden para gelinceye kadar her şey güllük gülistanlıktı.
Tıpkı Elmadağ’dan iki ördek alınıncaya kadar Akcan’ın otobüsünde olduğu gibi!..
Uyaran kimse de olmadığından sonra her şey tepe taklak.
Rutin olarak her sabah makamına uğrayan, adayın yanından ayrılmayıp,
Her şey partimiz için, emret başkanım diyen dayı oğlu ilçe başkanının, para geldi geleli ortalıktan kaybolduğu söyleniyor!..
Yine
Duyumlarım,
Gelen akçenin küçük bir kısmı ile daha önceden yapılan harcamaların bir bölümü ödenmiş, (kimse bir şey yapmadı demesin diye sanırım) kalanı ile “benim başka işlerim var” denilerek göz önünden uzaklaşılmış.
Daha kötüsü,
Hatta berbatı,
Ve
Acısı,
Bazılarının dediklerine göre güya ilçe başkanı uhdesinde tuttuğu para için “aylardır boşunamı bekledik burayı şimdi hasat zamanı bende hakkıma düşeni alacağım elbet!” diyerek kalan parayı seçim işlerine yatırmaktan kaçar olmuş.
Hala kızı il başkanı Aliye hanımı ise, zaman zaman gazete sayfalarında fotoğrafları ile görüyoruz.
Oturduğu makamdan ayağa kalkarsa şayet, yanına aldığı üç beş arkadaşı ile nüfus yoğunluğunun azlığı nedeniyle kapanmasına ramak kalmış belde ve ilçelerde laf ola beri gele babından çalışmalarına devam ediyor!..
Efdal eski arkadaşımdır severim.
Ama
Yahşihan’lı değil…
İsmet mahallemin çocuğu, onu da çok severim,
Oda Bahşıllı değil.
Ahmet ise her ne kadar Aliye hanımın yeğeni olsa da ağabeyleri samimi arkadaşım. Dolayısı ile onu da sever sayarım
Ama benim kadar bile Ballışeyh’i bilmez.
Yani,
Sayın il başkanı dokuz ilçenin dördünden aday gösterebilmiş ve üçü aday oldukları bölgeden değil.
Beldeler desen,
Irmak kasabası hariç içler acısı durumda.
Ve
Bırakın aday gösterebilmeyi, bir çoğunun yerini kendisi de bilmez.
Üstelik,
Tamamının seçmen sayısı Kaletepe mahallesinin yarısı kadar!..
Bu parti,
AKP iktidarının alternatifi CHP.
Yazık!!!
Halbuki,
Benimde yakından tanıdığım genel sekreter Önder Sav, bölgemizi en iyi bilen, partilisini isim isim tanıyan birisi.
Kimin yoldan binip ördek olduğunu,
Kimin en başından bilet kestirip kadrolu yolcu olduğunu,
Kimin neye zafı var,
Kiminle ne konuşulacağını,
Kime neyi emanet edeceğini,
Kime neyi etmeyeceğini,
Kimin emanete hıyanet edeceğini,
Gayet iyi bilir.
Bilir de,
Kırıkkale çiftliğinin otobüsü, muavinle şoförün ayna işaretleşmesi yüzünden devrilmek üzere.
Ayağa kalkıp olaya neden müdahale etmez,
Bilmiyorum!!!