Niyet ve şekillerine bakınca öyle birileri var ki daha keçi dağda, kılı sırtında olduğu halde kendi kendilerini başkan ilan ediyor.
Kazandığını zannederek belediyenin nimetlerinden nasıl yararlanacağının hesaplarını yapıyor.
Tabi ki kendi aklı değil.
Birilerinin kurması ve de uzaktan kumandasıyla hareket ettiği aşikar.
Örneğin Bahşılı belediye başkan adaylarından biri olan zat-ı muhterem var ki, binbir torpil ile bir devlet kurumunda bir yerlere gelmiş.
Zavallım seçilmeyi de öyle sanıyor. Halbuki milli iradenin balyozundan bir haberi olsa aklını başına alır ya ne var ki zavallı uzaktan kumanda ile yönlendiği için bu işin farkında değil.
Uzaktan kumandanın Bahşılı’ya pek yüzü olmadığı için kendisi meydana çıkamıyor.
Uzaktan kumandayı sizler de yakından tanırsınız sayın Bahşılılılar.
Hani Kadastro Kanunu’nun 13.maddesini kendi lehine çevirip Bahşılı’daki arsaları içinden çıkılmaz hale getirip, ondan sonra da belediye binasının önüne bir Atatürk heykeli yaptı ya.
At büyük, Atatürk küçük.
Belediye personeline her törende atın uzvunu seyrettiriyor ya. İşte o zat.
Öyle yok, sayın aday… Mustafa Özbayrak telefon edince namazı bozmaya benzemez. Eğer ki bu şartlar altında Bahşılılı vatandaş, Halil İbrahim Bişkin’in yaptığı hizmetleri göz ardı edip de dayısının bir alt versiyonunu tercih ederse Bahşılı’ya yazık olur ve Bahşılı kaybeder.
Eh bir atasözü vardır. Oğlan dayıya, kız halaya çekermiş derler. Ne olacak dayısının yeğeni. Çoluk çocuk tütün içti, ağzımızın tadı kaçtı. Takdir sizin, bu siteye girip de beni okuyan sevgili okurlarımın.