Kırıkkale insanının da alım gücü ortada.
Emekli maaşının maksimum değerlerini de biliyoruz.
Şehirdeki işsizlik ve istihdam hali bir tarafa gerek Valilik fonu aracılığı ve gerekse Belediye Sosyal konsey aracılığı ile desteklenen fakir fukaranın sayısı da bilgimiz dışında değil.
Dolayısıyla bir ekmeği dahi güçlükle temin eden insanlarımızın miktarını da Belediyenin ücretsiz olarak dağıttığı rakamlardan görmek mümkün.
Üretime dayanmayan sürekli tüketen bir şehir olan Kırıkkale, dar ekonomisi ile bir ekmeği dahi alamayacak ailelerin yaşam mücadelesi verdiği bir yerleşim yeri.
İşte bu durum aslında şehir insanının alım gücünü de en bariz bir şekilde ortaya koymaya yetiyor.
Ve… 30 krş ekmeği Belediyeden ücretsiz alabilmek için çırpınan fakir fukaranın ekmeğini 60 krş yapan zihniyetin amaç ve hedefini anlamak mümkün değil.
Oysa maliyet hesapları ortada.
Bugün bir ekmek 260 krş’a mal edilip 300 krş’a satılabiliyor ise 600 krş. neyin nesi diye düşünmek gerekiyor.
Tamam anlıyoruz.
Teklif edilen rayiç bedeli, teklif alanlar tarafından onaylanmıştır.
Anlaşılacağı gibi alan memnun veren memnun.
Fakat memnun olmayan ve memnun olmaya gücü yetmeyen o kadar aile, o kadar fakir fukara var ki, yapılan zamla birlikte ekmek 600 krş derken aslında alım gücü düşük ailelere “yemeğin, ölün veya alamayan yaşamasın” demekten başka bir anlama geliyor mu gelmiyor mu düşünmek gerekiyor.
Buraya kadar meselenin sosyal bir boyutu.
Ekmek zammı irdelenecek olursa esasen bu hususun bir ekonomik ve birde siyasi boyutu var.
Öyle ya…
Seçime 20 kalmış.
Ekmeğin zamlanmasından kim zararlı çıkmalı?
Peki; 300 krş iken satıp kar ederken 600 krş.tan satılıp kar edilmesi kimin işine yaramalı?
Aradaki kar marjına ne demeli?
Kim hangi esnaf, tüccar, sanayici sattığı üründen yüzde yüz kar ediyor?
Gösterilemez tabi.
Ama fırıncılar bu işten hatırı sayılır kar edecek.
Dükkanlarını kapattığı halde kim hangi esnaf yattığı yerden para kazanıyor?
Elbette kimsenin kazanması mümkün değil.
Yattığı yerden tek kazanan kesim fırıncılar.
Meselenin birde siyasi boyutu düşünülmeli demiştik.
Evet kesinlikle o boyutunun varlığı ortada sırıtıyor.
Aslında Belediye Başkanı sadece Veli Korkmaz değil, kim olursa olsun böylesi bir durumda zarar göreceği düşünülen tek kimse şeklinde algılanabilir.
Ama işin aslı öyle değil bence.
Çünkü, biliyorum ki, rayiç belirleme ve ekmeğe zam yapma kararı Belediye’nin yetkisinde değil.
Bu nedenle ne ekmek zammının nede zammı teşvik edeci noktada Veli Korkmaz sorumlu gösterilmemeli.
Korkmaz sadece zamma sessiz kalmakla sorumlu sayılabilirdi ki, dünkü gazetelerde yer alan açıklamalarıyla ekmek zammına ne derecede hassasiyet gösterdiği de anlaşılmıştır.
Sonuç itibarıyla zamma karşı çıkması haricinde Belediye Başkanı olarak Veli Korkmaz’ın fırıncılara karşı hangi ölçüde mücadele verirse versin haklı bir mücadele olacaktır.
Korkmaz’ı bu anlamda desteklememek mümkün değil.
Haklı mücadele de hiçbir şey gözetmeden eminim herkes Korkmaz’ın yanında olacaktır.
Ve… herkesin kendi kazdığı kuyuya kendisinin düşeceğini ümit ediyorum.