O, cahiliye karanlığında debelenen insanların üzerine bir güneş gibi doğdu. Hiç sönmeyecek ışığı ile karanlıkları aydınlattı. Kinle ve düşmanlıkla yoğrulan gönüllere sevgi aşıladı. Sevginin var olduğunu ve ne olduğunu öğretti insanlara. O kadar sevgi doluydu ki, bir kez olsun beddua etmedi. Putlara tapmaktan iğrenen yüreklere Allahü Teala’nın aşkını doldurdu. O’ndan başka ilah olmadığını anlattı insanlara. Sözleriyle ve davranışlarıyla bizlere örnek oldu. Güzel ahlakı yaşadı, yaşattı ve yüreklerimize aşıladı. “ Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.” diyerek bizlere nasıl davranmamız gerektiğini hatırlattı.
Peygamberimizin özü sözüne uygundu. Hiç kimse ile alay etmez ve kimsenin dedikodusunu yapmazdı. Kimseye küsmez, küskünleri barıştırır, suçluları affederdi. Büyüklere hürmet, küçüklere şefkat gösterir; yetimlere, dul kadınlara ve ihtiyacı olanlara çok acır, onlara elinden gelen yardımı yapardı. Kadınların haklarına çok dikkat eder, komşu hukukuna riayet eder, hayvanların hakları hususunda da büyük titizlik gösterirdi. Tatlı dilli ve güler yüzlüydü. Hiç kimseye kötü söz söylemez, kötü davranışta bulunmaz, herkesi dinler, kimsenin sözünü kesmezdi. Karşılaştığı kimselere selâm verir, ellerini sıkar, hal ve hatırlarını sorardı. Hayâ, edeb, sabır, cesaret ve şecaat örneği idi. O, hayatı boyunca daima iyinin, doğrunun ve güzelin yanında olmuş; kötüden, şerden ve çirkin şeylerden son derece kaçınmıştır.
Hz. Hatice'nin ilk kocasından olan oğlu Hind bin Ebu Hale şöyle rivayet etmiştir: “Resulullah daima düşünceli idi. Onun susması konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere hiç konuşmazdı. Konuşmaya başlarken de, sözünü bitirirken de, Allah'ın adını anardı. Sözleri hak ve doğru olup birçok manaları veciz bir şekilde az sözle ifade ederdi. Konuşurken ne fazla ne de eksik söz kullanırdı. Hiç kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi. En ufak bir nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti basit görmezdi.”
Peygamberimiz kendi ailesi arasında ve evi içinde de son derece mütevazı idi. Zaten çok sade bir hayat yaşardı. Çoğu zaman ev işlerinde hanımlarına yardımda bulunurdu. Elbisesini yamar, ayakkabıları yırtıldığı zaman söküklerini diker, kendi hizmetini kendisi görürdü. Evi süpürür; deveyi bağlar, yemler, koyunları sağar; alışverişi kendisi yapar ve aldıklarını kendisi taşırdı. Hizmetçisiyle birlikte oturup yemek yer ve onunla beraber hamur yoğururdu.
Kur’ân-ı Kerim’de Peygamberimiz için "Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb Suresi, 21) buyrularak, müminlerin, hayatlarının bütün safhalarında onu örnek almaları tavsiye edilir. Çünkü onun ahlâkı bizler için en güzel örnek, onun yaşayışı, halleri, sözleri ve hareketleri en mükemmel modeldir. Peygamberimiz de, "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" buyurmaktadır. O’nun şefkat, acıma, merhamet ve yumuşaklığını ise Kur’ân-ı Kerim şöyle tasvir eder: “Andolsun, içinizden size öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız O’na ağır gelir; size düşkün, müminlere şefkatli ve merhametlidir.”
Peygamber efendimiz: “Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Ben kendisine annesinden, babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kâmil imanla iman etmiş olmaz.” buyurarak kendi sevgisinin kalbimizdeki derecesinin ne olacağını bildirmiştir.
İki cihan güneşi, Yaradan’ın habibi,
On sekiz bin âlemin efendisi, sahibi,
Çirkinlikten uzaktır güzel ahlak tabibi,
Gelmiş, geçmiş, gelecek insanların necibi.