Zifiri bir karanlık. İnsanlar hayal meyal seçiliyor. Baktım, kimse su doldurmuyor. Merak edip sordum: “Su akmıyor mu?” Jandarma Astsubayı, “Su akıyor” dedi. Ancak sonra öğrendim ki benden az önce iki kişi ellerinde su bidonu ile geliyor, silahlarını çekiyor, Audi sahibi ile kardeşinin 1500 lirasını, cep telefonunu, aracın kontak anahtarını alıyor, aracın lastiklerini de bıçakla kesiyor ve kaçıyor.
Zaman zaman ve de Ankara’ya dönerken kimse olmaz diye ben de hep gece su doldururum. Babam rahmetli, bu suyu çok severdi. Bazen Ankara’dan gelirken hediye olsun diye su götürürdüm. Çok sinir olduğum, dostlarımla paylaştığım anılarım da var bu çeşme başında. Kızdığım, bu doymak kanmak bilmeyen insanlara da çok nasihat ettim. Neredeyse su tankeri dolduran insanlar vardı. Aracının bagajına sayısız bidonu dolduranları da hep merak etmişimdir, “Kardeş bu suları satıyor musunuz?” Onlarca bidonu arkasındaki küçük bir pet şişe ile bekleten saygısız ve aç gözlü nice insanları da görmüşümdür bu Kılıçlar çeşmesinde.
Kırıkale’de iki kıymetli suyu herkes bilir. Birisi bu Kılıçlar suyu. Diğeri de Bahşılı’da çıkan cıbırın suyu. Allah yapanlardan razı olsun.
Suyun sevabı hiç bitmez. Bugün Ankara’nın imdadına da Kırıkkale’nin suyu yetişti. Bu eşsiz nimetin kadrini, kıymetini bilmeliyiz. Ancak bundan sonra Kılıçlar suyunu doldurmaya gittiğinizde yalnız gitmeyin ve mümkünse gündüz gidin ve dikkat edin. Su uyur düşman uyumaz!