Ama siyasetin insanı aldatma, kandırma değilde insana hizmet kurumu olduğunu bilenlerin olduğu bir cemiyette ise, her düşen söz düşünülür, tartışılır ve bir şekilde yerini bulur.
Bizim yazmamınza sebep de bu olsa gerek ki, cemiyette hitabımızın muhatabı olduğu kanaatiyle yazıyoruz.
Bu çaptaki bir tek muhatabımız bile kuru kalabalıkların tümünden önemlidir.
Kırıkkale’de bir genç kuşağa muhtaçız.
Her türlü bölgecilikten uzaklaşmış, belli fikir ve ideolojiler etrafında demoktatik bir mücedele veren…
Siyaseti iftiralardan, hezeyanlardan uzak tutup, iradelerin ifade bulduğu bir zemin haline getirebilen.
Kaburgalı, köşeli, duruşu ile hangi yere yakışacağı, nerede duracağı, nerelere sığığ sığmayacağı belli olan hür vicdanlı, düşünebilen ve gaye sahibi olan…
Ayak bağı olmayan ve ayakbağlarını teker teker söküp atan…
Ağzı kadar aklı da çalışabilen, düşüncelerini siyasetin erdemi ile halkına anlatıp destel alan…
Akıllı hareket eden, kurnazlığa ve kurnazlıklara dudak büken, kullanmayan, kullanılmayan, asil, haysiyet abidesi bir nesile muhtacız…
Böyle bir nesil mutlaka olmalı.
Bu neslin tahakkuku için de, gençlerin fikirlerini iyi tanımaları ve tanımlamaları gerekir.
Sahip oldukları fikir ve ilkeleri kendi putunun perestlerine, kurtarıcılık iddiasının adamlarına tercih etmemelidir.
Karşısında kendisini çağırırken “ben de seninleydim bir zaman” diyenlerin yerine “ben seninleyim her zaman” diyebilecek iradesi çelik dost ve insanları tecih etmelidirler.
Bazı fikir mürayileri çıkarak “davalar yok, artık global dünyada her şey kapitalizmin kölesidir” dediklerind hemen “sen kimin kölesisin?” sualini sormalıdırlar.
Elinden tuttuğumuz bir çocuğun beş yıl sonrası tahmin edilemiyorsa bu milletin davasını sırtlayacak insanlara ihtiyaç vardır.
Dün kapitalizm de vardı, masonluk da vardı, bu gün kü beşeri nizam taslaklarının hepsi mevcur idi…
Ve bu milletin ruh köküne sadık ve samimi bir bağ ile bağlananlar hepsini lanetliyerek “Yol O’nun varlık onun gerisi hep angarya” derken, bu gün melun fikirlerin şarlatanlığını yaparak, kendisini ileri atıp o fikrin siyasi temsilcisi partilere oy kazandırmak nasıl ifade edilebilir?
Hemen iddiaları hazır, bana benim partim değer vermedi, onca zaman kaçıp koptum bir şey alamadım ve bu gün onların hepsinden daha iyi dava adamıyım…
Yapmayın beyler.
Makanlar o kadar da önemli değil, siz de o kadar önemli değilsiniz.
Kendinizi put gösterenlerin birisinin bile size samimi sevgisi yoktur, hepsinin ayrı ayrı hesapları vardır.
Kimisi sizi kullanarak partisinin oylarınnı artıracaktır.
Kimisi sizi kullanarak sizi siz eden fikrin sahibi siyasi partiye zarar verecektir.
Kimisi sizi kullanarak bölgesinin hakimiyetini kuracaktır ve sizi bölgecilik fitnesine payanda yapacaktır.
Kimisi sizin kazandığınız takdirde bririlerinden öç alacaktır.
Daha sayamayacağımız kadar büyük rezillikler önünüzdedir.
Vallahi siz büyük adam değilsiniz ve olamazsınız.
Yemin ediyorum, değilsiniz.
Sizler ağırlığı belli olmayacak kadar öz ağırlığından mahrum…
Kökü ile kavgalı, fikir yapısı köşelerini kaybetmiş, güvenini yitirmiş, yuvarlaklaşmış, nerede duracağı meçhul olan ilkesiz birer şahsiyet olmuşsununz…
Sizden büyük adam, hele hele dava adamı hiç olmaz.
Sizin dava adamı kimlikleriniz yırtılmış ve kırk davanın lekesi ile berbat olmuştur.
Bir kişinin büyüklüğü ilkeleri, gayesi ve inançları nisbetindedir.
Bunlar sizde yok, her dönem biriler sizi gaza getirir, koltuğunuza girer ve ileri çıkarır, sonunda da kusuru halka bulur.
Kullanılan adanların davaları kullanma hakkı yoktur.
Kullanılan adamlara da dava adamları itibar etmez.
Bu sözlerim bu milletin asil yüreğinde temayüz etmiş büyük nesili ilgilendirir.
Aldanmayan, aldatılmayan, aldatmayan ideallerini hiçbir şeye değişmeyen o altın nesile canımı kurban etmek arzum ve bu büyük davanın emaneti ile…