İlki,
Benimde aralarında bulunduğum topluluğa zafer caddesinde olmasına rağmen zafer caddesinin nerede olduğunu sorması ile ilgili,
İkincisi,
Parlamentoda yaptığı bir konuşmada alevi vatandaşlarımızı incitecek fikir ve görüşler beyan ettiği için,
Üçüncüsü ise,
Kırıkkale’li yerel gazetecilerle yaptığı toplantıda “MKE’nin yeniden canlandırılıp eski gücüne kavuşturulacağı” sözleri ile ilgili idi.
Tüm yazılarımda,
Israrla,
Sayın vekilimizin hem Kırıkkale’yi,
Hem mensubu bulunduğu partinin ekonomi politikasını,
Hemde Amerikanya’larda fazla kalmaktanmıdır nedir kendi ülkesini ve insanını çok fazla tanımadığını anlatmaya çalışarak eleştirmiştim.
İyi bir eğitim almak,
Hatta,
Prof falan olmak,
O kişi tarafından her şeyin bilineceği anlamı taşımadığından,
Ve bunu en iyi bilenlerden birisinin sayın millet vekili Mustafa Özbayrak olması gerektiğinden hareketle şayet
Siz,
Vekaletini istediğiniz bir memleketin, üstünde durur da bize göre mecburiyet caddesinin adını bilmezseniz, bizimde o memleketin hayati önem taşıyan diğer sorunlarını bilmeniz “mümkün değildir” gibi bir düşünceye kapılmamız gayet doğal karşılanmalıdır.
Şu an devletin kesesi ile Amerikan doktorlarına sağlığını emanet eden maliye bakanımız sayın Kemal Unakıtan “babalar gibi satacağım” derken kendi babasının malından söz etmiyordu herhalde.
Bu gerçek ortalık yerde dururken ve sizde bir KİT kuruluşu olan MKE’yi eski gücüne, kavuşturacağız diye nutuklar atarsanız, ya bizi ahmak yerine koyuyorsunuz yada mensubu olduğunuz partinin devlet teşekkülleri hakkındaki politikasını bilmiyorsunuz demektir.
Ki, bunuda eleştirmemiz de son derce doğal karşılanmalıdır…
Meshepsel konu ise başlı başına bir olay…
O konuya girerek her an kanamaya hazır yarayı kaşımak istemiyorum.
Sayın vekilimiz şimdide kalkmış,
“Bize oy vermeseniz merkezi yönetimden gerekli yardımı alamazsınız” falan diye tehdit ediyor vatandaşı.
Hem de nerde,
Hacılar kasabasında!..
22 temmuzdan sonra fırsat buldukça uğrak verdiği,
en başarılı belediye başkanımızdır diye yere göğe koyamadığı,
her fırsatta çalışmaları ve kendisi ile iftihar ettiğini söylemekten çekinmediği,
ve beş yıldır kendi partisinin belediye başkanlığını yapan MEMDUH BODUR’un memleketi olan hacılar kasabasında.
O Memduh Bodur’ki,
Ahde vefa adına,
Dostluk,
Yarenlik,
Arkadaşlık,
Particilik,
İnanmışlık,
Millet, memleket menfaati,
Adına,
Tüm kişisel çıkarlarını bir anda unutuverecek ve yanında olduğu, doğru bildiği adama sonuna kadar sahip çıkabilecek yapıda olan bir insan.
Memleketini tanıyan,
İnsanının bilen,
Sorunları iyi tahlil edip çözümü noktasında kafa patlatan,
Kendisine gösterdiği saygının en az yarısını karşısındakinede gösteren hiç kimsenin yapacağı iş değil dün dostum arkadaşım dediğini bu gün “tu kaka” ilan edip ötelemek.
Sayın vekil ne bilsin Hacıların her köşesine devlet desteği olmadan bile sırf Memduh Bodur’un kişisel gayret ve çabaları ile hizmet ulaştırıldığını…
Ve
Hacılar’lıların parti gözetmeksizin onun yanında olduğunu.
Bilmez tabiki!..
O,
Tayyip Erdoğan rüzgarı ile İstanbul’luların vekaletini isterken, tesadüfen Kırıkkale’lilerin vekaletini aldı.
Koysunlar yalnızca isimlerini ortaya bakalım, bu millet Memduh Bodur’mu yoksa Mustafa Özbayrak adınımı tercih edecek, hep beraber görelim…