Bu kadar cevval, bu kadar cesur, bu kadar azimli bir kahramanı ilk defa görüyoruz.
Dört yıla yakındır sessizliğini en son bozarak “bize rağmen kimse bir çivi çakamaz” deyu çıkarıyor dilinin altında çürüttüğü baklayı…
Yahu sen neymişsin sayın Özbayrak…
Seni çok az gördüm ve siyasetçi olarak görmediğim için adını ne köşemde yazdım, ne aklımda tuttum, ne de tam olarak adını soyadını söylemeyi bildim.
Seni halkın tanımadı ki ben tanıyım…
Atatepe camisinde namaz çıkışı bir siyasetçinin sefilleştiğini ilk defa gördüm.
Sen camideki yüzlerce insanın içinde namazını kılıp çıkarken bir müslüman selam vermedi sana, seninle konuşmadı, belki de seni tanımadı, alay etti seninle…
Hâlbuki bu insanlar kadirşinastır, saygıda kusur etmezler.
Sen değil de yıllar önce mebusluk yapmış biri çıksa yine ilgi görür, halkın selamına muhatap olurdu.
Diyeceksin ki, “ben çarşıda pazarda gezerken halka selam vermem, onlar da bana vermesin”.
Yahu Allah’ın selamını alıp verme problemi olan birisi bu milleti temsil edebilir mi?…
Adabı muaşeretten nasibi olmayan birini bu millet ne diye seçti?
Bu sorudan hemen bir kavis çizerek halkımdan özür diliyor ve sizin Kırıkkale’ye takdim ediliş biçiminizi hatırlıyorum…
Tanınmamış, tanımlanmamış, kurnazlıklarını maharet bilen siyasetçilerin manevalası ile adının önündeki prof. (yarım kelime) sizi getirdi aday etti ve siz de seçildiniz.
Size Kırıkkale’nin verdiği hassalar ise zannedersem gezip dolaştığınız Avrupa kültürünün enkazı altında telef olup gitti.
Ben şu an sizin etrafınızda pervane olan deve dişi gibi siyasetçilere şaşıyorum.
Kırıkkale siyasetine ömrünü veren ve kendilerini ilkeli, dürüst, hakkı ve adaleti bilen birisi olduklarını, hatta dava adamı olduklarını iddia ve ifade eden o insanlar sizin gibi halkını bilemeyen, anlayamayan, Kırıkkale siyasetine harcadığı bir saati, döktüğü bir bardak suyu ve bir tek çiziği olmayan birine tahammül edecek, etrafında pervane olacak kadar nasıl genişlediler, hazımlı oldular?
Bunu başta kendi çocukları olmak üzere kendine ümit bağlayanlara nasıl izah edebiliyorlar?
Sayın Özbayrak lütfen kabında durmayı bil.
Bak ne güzel, selam bile vermediğin insanlar hala seni vekil kabul ediyor, ilgi gösteriyor.
Elin üç oğlağına beş keçisine karışma al maaşını otur yerine.
Size rağmen kimse çivi çakamazsa, size rağmen çivi çakan belediye başkanlarını gösterebilir misin?
Üç milletvekili bir bakanla, üstelik sizin tayin oluş biçiminiz gibi bakan hazretlerinin emr-ü iradeleriyle seçilmiş bir başkanla çaktığınız çiviyi gösterin.
İktidar partisine mensup olan belediye başkanlarının içinde personeli maaş alacakları için yürüyüş yapan tek başkan senin başkanın.
Demek ki sen bir şey değilsin hizmet alanında…
Sana rağmen bu memlekette çivi çakacaklar da var, çaktığınız eğri yamuk çivileri sökecekler de var.
Siz Kırıkkale siyasetini bilmediğiniz için acemice beyanlarda bulunuyorsunuz.
İşte siz, işte partiniz, işte başkanınız ve nerede çaktığınız çiviler.
“İşçinizin emeğini alın teri kurumadan verin”, hadisi şerifini milli görüş gömleğini çıkarttığınız gün unuttunuz ve Yahudilerin üstün cesaret plaketini alıp, cübbesini giydiğiniz günü “en hakir insan çalışandır” martavalını kabul ettiniz.
Bu insanlar bu sebepten ekmeklerinden oldu, alın terlerini alamamaktadır.
Sizin tehdidiniz cürmü kadar yer bile yakamaz sayın vekil.
Böylesi delidevre naralardan korkacak kadar ahmak ve beyinsiz seçmen olduğunu sanmıyorum.
Bu sözünüzün karşılığı “sizden gelecek hizmet de…” der ve size bunun hesabını sorar bu millet.
Anladınız mı unvanı sayın profesör olan kahraman vekil?