Gördüklerimiz veya duyduklarımız ise genellikle tarafların karşı karşıya gelmesinden kaynaklanan kızgınlıklar ile kirli çamaşırların ortaya dökülmesiyle mümkün.
Bu gibi sıkıntıları sadece politikada siyasetçiler ile sınırlamak olanaksız.
-Eğitimde
-Sağlıkta
-Ticarette
-Hukukta
-İnsan ilişkilerinde
-Dostluklarda
-Sosyal ve kültürel yapıda,
yani yaşamın büyük bir kısmında rastlanabiliyor.
Dikkat edin yerel seçimler yaklaşırken Türkiye böylesi bir cenderenin içindedir.
Seçim ile iş başına gelen bugünkü iktidarın Türkiye’yi getirdiği nokta, menfaat uğruna bir süre göz yumup anlaşma zemininin ortadan kalkmasıyla duyabildiğimiz meselelerden ibaret.
Bu uğurda hükümetin yöntem sıkıntısı yok.
Adeta her yol deneniyor.
Direkt ve endirekt yollardan kendilerince mubah saydıkları baskı yöntemlerinin tamamını uyguluyorlar.
Siz baskı usullerinin adına ne derseniz deyin.
İster hukuksuzluk, ister adaletsizlik, ister utanmazlık, isterse baskı.
Sonuçta aynı kapıya çıkıyor.
Bilinmeyen bir takım gizli sırlar var, o sırlar ise hükümet kanadının memnun olmadığı ilişkiler bütünü.
Hafta sonu böylesi ilginç ve ilginç olduğu kadar garip bir uygulamaya tanık oldum.
Böylesi ancak Türkiye’de olabilir denecek cinsten olan ve Kırıkkale’nin eğitim yuvası bir okulumuzda yaşanan ilginç uygulama ki, kim neye karşı korunmak veya kime hakaret ediliyor artık kararı siz verin.
Hadiseye bakın.
Okulun birinde kız ve erkek öğrenciler okul idaresi tarafından bir araya toplanır.
İdare elinde getirdiği üzeri yazılı kağıdı, öğrencilere uzatarak imzalamalarını söyler.
Öğrenciler şaşırır doğal olarak.
Kağıtta ne yazılı olduğunu kağıdı okuyuncaya kadar bilmeyen kız ve erkek öğrencilerden bazıları idarenin uzattığı kağıdı imzalarken bazıları imzalamaktan imtina eder.
Öğrencilere imzalamaları için idarece dayatılan kağıtta şöyle yazılıdır.
“Birbirimize duygusal yaklaşmayacağız. Birbirimize aşık olmayacağız. Okulda bir arada gezip, arkadaşlıklar kurmayacağız. Vs…”
Hangi çağdan kalma mantık ile hareket ediliyor, ne tür bir düşünce yapısı ile öğrencilere baskı kurulmaya çalışılıyor, ortaya konulan tavrın gerisinde nasıl bir plan yatıyor, hangi duygusal yaklaşım sergileniyor, Milli Eğitim Bakanlığının hangi yönetmeliğine sığıyor, hangi genelgeye göre hareket ediliyor anlamak ve bilmek mümkün değil.
Kırıkkale’nin bir eğitim yuvasında yaşanan ve bir itiraf sonucu ortaya çıkan bu çağdışı tavrı kim destekliyor onu da anlamıyoruz.
Sormak istiyoruz.
Yönetim aczi yet içinde midir?
Okulda ne yaşanmıştır da, böylesi bir yöntem hangi sivri zekalının aklına gelmiştir?
O okul idaresine hangi yönetmelik veya hangi Milli Eğitim müdürü cevaz vermişte uygulamaya konulmuştur?
Okula çocuklarını gönderen veliler hiç mi düşünülmüyor?
Ya… çocukların ruh halleri ne olacak?
Ne demeliyiz bilmiyorum ki.
Öyle ya; Ak kadrolar dedikleri anlayıştan başka ne beklenebilir ki?