Seçim öncesi yazmak istememe rağmen zamanımın olmayışı nedeniyle bugüne sarkan bir yazı olduğunu belirtmek isterim.
Makale belki çıktığında belki TSO seçim sonucu kısmen belli olacaktır.
Ancak yinede yazmak istedim.
TSO seçiminde yarışan grupları biliyorsunuz.
Konu yarışan gruplardan birini yererken diğerine güç katmak veya yol vermek değil.
Asıl konumuz TSO’dan kimin ne beklediği, TSO’ya kimin ne verebileceğidir.
Gerilere doğru şöyle bir gidelim isterseniz.
TSO’ya bugüne kadar başkanlık yapan gelmiş gelmiş yönetimi ve başkanından haberdarsınız eminim.
Kırıkkale’nin çok yakından bildiği isim ve simalardı bunlar.
Meclis başkanını da herkes biliyordu TSO Başkanı da biliniyordu.
Köksal Şerbetçioğlu’dan tutunda Emin Örs ve Ali Uzel’e varıncaya kadar TSO’da görev aldılar.
Ama ne zaman Cemalettin Akdoğan, TSO’ya aday oldu işte o zaman TSO seçimleri yakından takip edilir oldu.
Akdoğan döneminden önce gerek TSO’ya ve gerekse seçimlerini şöyle bir değerlendiriyorum da, Pazar günü yapılan seçim kadar heyecanlı ve çekişmeli bir çalışma yapılmadı.
TSO seçiminin şu dönemde neden bu kadar önemsenir olduğunu şu an söylemek istemiyorum.
Söylemek istediğim TSO yönetiminde Cemalettin Akdoğan’ın başarısız olup olmadığının tartışılmasından ziyade, meselenin iç yüzü sadece sivil bir kuruluş olan TSO’yu ele geçirme hesapları diyebiliriz.
Düşünün bir kere, bugüne kadar kimse Emin Örs’ün Başkanlığındaki TSO ile ilgilenmedi.
Ondan önceki Köksal Şebetçioğlu ve Ahmet Niğdelioğlu başkanlığındaki TSO ile de alakadar olmadı.
Ali Uzel ve Arif Yıldırım’ın görev aldığı dönemde de yine TSO’nun varlığı ve yokluğu konusunda kamuoyuna yansımış ciddi eleştiri ve yarışma yaşanmadı.
Neyin söz verilip neyin yapılıp yapılmadığı da ortaya dökülmedi.
Dikkat sadece Cemalettin Akdoğan döneminde TSO için ciddi yarış yaşanıyor.
Akdoğan’ın 4 yıllık görevi sürecinde önceki TSO yönetimlerinden farklı olarak ne TSO’ya ivme kazandırdığı nede çıtayı yükselttiğinden söz ediliyor.
TSO’nun geleceğe yönelik yatırımları da görmezlikten geliniyor.
Gerek sosyal, kültürel ve gerekse işverenlerin önünü açacak, ufuklarını genişletecek çalışmalardan da bahseden yok.
Söz edilen bir konu var, TSO’yu ele geçirmek.
Ele geçirince ne olacaksa onu anlamakta mümkün değil gerçi ama Cemalettin Akdoğan, bugün TSO’nun kasasında 300 milyara yakın nakit ve 2 trilyon civarında kaynak oluşturmuş başarılı bir dönem geçirmiştir diyebiliriz.
Özellikle şu konuya dikkat etmek gerekiyor.
Kırıkkaleli iş adamı veya işletme sahiplerinin ufuklarını açmak, ihracata yönelik açılımlar konusunda yardımcı olmak, işverenlerin gelir ve giderler konusunda sistem oluşturup kayıpları azami seviyelere çekmek için yaptığı çalışmaları bilmeyenleri bırakın işveren olupta bu çalışmalara talip olmayanların TSO’ya aday olmaları biraz anlamsız gelmiyor mu?
Netice itibarıyla Akdoğan seçimi kazanır veya kazanmaz.
Fakat TSO yönetiminden beklenen Kırıkkale’de ticaret hacmini yükseltici, işadamlarının önünü açıcı, ufuklarını açarak istihdamı artırıcı, birlikten güç doğar mantığından hareket ederek bu şehirde işadamlarının bir araya gelmesiyle büyük işletmeler kurulmasını sağlayıcı çalışmalara ihtiyaç var.
Bunların ön çalışmasını Akdoğan’ın yaptığını biliyorum.
Akdoğan tekrar seçilir ise bu çalışmaları genişleteceğini, yok kaybeder yönetimi yeni işadamları devralır ise devamlılık esasından hareketle atılan adımları genişletmelidirler.
Sonra kendi projeleri var ise onları yerine getirme yönünde bu şehre bir şeyler vermelidirler.