Şu ana kadar karşılıklı atışmalar oldu ancak, sınırın pek de aşıldığını düşünmüyorum.
Kimi söylemler inandırıcılıktan yoksun olduğu için pek de ciddiye alınmadı.
Fakat bir sorun var…
Bazı adaylar, söylemlerinin ciddiye alınmadığını hesaba katarak, gerek ifadeleri ve gerekse iddialarını daha biraz yüksek perdeden dile getirme gayretinde gibiler.
Bunu hoş bulmadığımı daha önce de belirtmiştim.
“Sen kimsin de hoş bulmuyorsun?” diyenler olabilir.
“Ben” dediğim kişi, yarın öbür gün seçimi kazanamayan bütün adaylar tasını tarağını toplayıp gittiğinde burada sizlerle baş başa kalacak ve yine Kırıkkale’yi yazmaya devam edecek kişidir.
Bu yüzden, söylemlere dikkat ederim ben.
Ve kırıcı olmamasını, Kırıkkale için söylemde bulunulmasını, yapıcı olmasını tavsiye ederim.
Böyle bir hakkım var.
“Nasıl olsa aday açıklaması, beni ilgilendirmez…” diyerek siyasi kurnazlık da yapmam.
Yani bu köşeye öyle şeyler taşımam.
Ben sizin Kırıkkale için söylemlerinize bakarım.
Daha önce de söyledim, bunun dışında hiçbir şeyi önemsemiyorum.
Fakat ne yazık ki, sizler de bunun dışında her şeyi önemsiyor görünüyorsunuz.
Hayırdır…
Sizin Kırıkkale için dağarcığınızda bir şey mi yok, yoksa Kırıkkale’de üretilecek bir proje mi kalmadı?
Geçen de yazdım, Türkiye genelinde “mahalli” değil, siyasi bir seçim atmosferi söz konusu.
Siz Baykal’a, Bahçeli’ye, Sezer’e ve diğerlerine ne bakıyorsunuz.
Bu işe bu gözle bakarsanız, Erdoğan’ı geçemezsiniz.
Sizin rakibiniz o değil.
Böyle yaparsanız yanılgıyla yenik düşersiniz bir, maça zaten 1-0 geriden başlarsınız iki…
Ben yanılıyor muyum bu konuda?
Sizin yapacağınız şey, atışma değil…
Taşlama hiç değil…
Siz, kamuoyunu yapacaklarınız ile ikna edeceksiniz.
Bölge faktörünü dikkate alacaksınız.
Bunu kabul etmek istemiyoruz ama ne yazık ki bir gerçek.
Bunun haricindeki açıklamalarınız “flaş flaş flaş” diye de geçse, “şok şok şok” diye de verilse gerçekten bir anlamı yok.
Bu kez böyle bir seçim atmosferi mevcut değil.
O atmosferi oluşturma çabasında olanların neye hizmet ettiklerini zaman içinde herkes gördü.
Bakın çok samimi söylüyorum bunları…
Ve bunu da bir başkası söylemez biliyorsunuz.
Kırıkkale’de farklı bir seçim atmosferi söz konusu bu dönem.
Bunu kabul edin.
Ve buna göre de bir hareket tarzı mı belirleyeceksiniz, seçim stratejisi mi oluşturacaksınız…
Ne yapacaksanız buna göre yapın.
Hani hiç birinizden bir slogan, bir deyiş, bir özlü söz görmedik.
Hele hele flaş bir seçim vaadi veya projesine rastlamadık.
Kimisi sıradan ziyaretler yapıyor, kimisi kabullerde bulunuyor, kimisi hançeresinde kuş besler gibi bağırıyor.
Bunlar yeterli değil.
Bunlar vasat gerçekten.
Bu vasatı da “yok şöyle bir iddia”, “yahu böyle bir şey olur mu?” ifadeleri ile aşmak mümkün görünmüyor.
Daha doğrusu aşmanız mümkün görünmüyor.
Demek istediğim bu.
Bu bir tavsiyedir; siyasi atmosfer izlenimine göre sizin beyin jimnastiği yapmanız gerektiğini bildiren söylemdir.
Kabul edip etmemek sizin elinizde.
Buna göre hareket etmek de tabii ki, seçmenin elinde…