İkinci sınıfı okutuyordum. Bir gün Türkçe dersinde, okuduğumuz bir öykünün kelimeleri üzerinde çalışıyorduk. Öyküde geçen kelimelerden anlamı bilinmeyen kelimeleri birlikte belirliyorduk. Seçtiğimiz kelimelerin anlamını sözlüklerden buluyorduk. Daha sonra da kelimeleri, anlamına uygun olarak bir cümle içinde kullanıyorduk. Sıra, “ sevgili” kelimesine gelmişti. Öğrencilerime sordum.
_ Söyleyin bakalım, sevgilinin anlamı nedir?
Bu sorum üzerine sözlüklerinden kelimeyi bulması gereken öğrencilerimin kimisi utancından kıpkırmızı olarak kimisi de hafifçe gülümseyerek başlarını öne eğdiler. Hiç beklemediğim bu tepki karşısında; “ Haydi, açın sözlükleri; sevgili ne demekmiş bir bulun bakalım.” dedim. Benim bu sözüm üzerine öğrencilerim, sözlüklerini açtılar. “Sevgili” kelimesini aramaya başladılar. Kelimeyi bulanlar, kelimenin anlamını okumak için parmak kaldırdılar. Birkaç öğrenciye sözlükten okutturdum, “sevgili” nin anlamını. “ Sevgili, sevgi beslenen, sevilen kişidir.” diye okudular.
_ Bakın çocuklar, dedim. Sevgili; sizin algıladığınız gibi kötü, çirkin veya utanılacak bir şey değilmiş. Sevgili, sevdiğimiz kişi demektir. Televizyonlarda, gazetelerde, çevremizde kullanıldığı gibi değildir. Sevdiğimiz ve değer verdiğimiz herkes bizim için bir sevgilidir. Sevgili bir kişiyle veya bir varlıkla sınırlandırılamaz. Kalbimiz o kadar büyük ve sevgi doludur ki, birçok sevgiliyi ölene kadar barındırır.
Öğrencilerime sırayla; annelerini, babalarını, büyük ve küçük kardeşlerini, arkadaşlarını ve beni sevip sevmediklerini sordum. Hepsi de bu söylediklerimi çok sevdiklerini söylediler. Bunun üzerine öğrencilerime dedim ki:
_ Anneniz, babanız, kardeşleriniz ve diğer sevdikleriniz sizin için bir sevgilidir. Siz beni seviyorsunuz, ben de sizi çok seviyorum. O zaman siz benim için, ben de sizin için bir sevgili değil miyiz? Allahü Teâlâ, Peygamber Efendimize “ Habibim” demiştir. Peki, nedir Habibim? Habibim de sevgilim demektir. Eğer ki, sevgili utanılacak kötü bir şey olsaydı Allah, peygamberine Habibim der miydi? Kullarına birbirinizi sevin der miydi?
Sıra cümle kurmaya gelmişti. Öğrencilerimin büyük bir çoğunluğu çok güzel cümleler kurmuşlardı. Kurdukları cümleden anlamıştım, kelimeyi doğru olarak algıladıklarını.
Sevgili ile aralarında büyük bir bağ bulunan aşk kelimesi de anlam olarak yozlaştırılan kelimelerden birisidir. Yıllar önce takvim yaprağında okuduğum bir dörtlük vardı. Dörtlük, aşkın tarih boyunca nasıl yozlaştırıldığını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Bu dörtlüğü okuduğunuz zaman geçmişi ve günümüzü düşünerek dörtlükte anlatılanların ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz.
Evvelkiler aşkı aşka kattılar,
Dünküler de aşkı başka tattılar,
Bugün şehvetine esir olanlar,
Aşkı tutup uçurumdan attılar.
Bütün güzel duyguları doğru anlayıp güzel yaşayalım. Sevmekten, sevilmekten korkmayalım. Yunus Emre pirimiz ne kadar güzel söylemiş; “ Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz.”
Ali SAÇAK