Bir haftayı daha geride bıraktık. Benim için çok üzücü bir durum oldu. Bilenler vardır bu haftayı hastanede geçirdim. Ameliyat için tanrı vergisi kıllarımı traş etmek zorunda kaldım. Bu durum ruhumda tamir edilemez yaralar açtı. Özellikle vitrinde ve de depodaki kıllara acıdım.Neyse ki kılların tekrar çıkacağı , daha gür olacağı ve telafisinin mümkün olacağı teselli etti. Biliyorsunuz tanrı vergisi bu durum yüzünden mecburen mensup olduğum sosyal sınıfı tanımış oldum. Sosyal içerikli yazıları ile çağdaş bir kimlik sergileyen büyük gazetenin köşe yazarı Bekir Çoşkun sayesinde sosyal statümüzü öğrenmiş olduk. Bendeniz göbeğini kaşıyan adamlar taifesindenmişim. Vitrinimizde ve depomuzda istemediğin kadar kıl sahibi imişim. Bu zenginliğimizi sosyal ayırımcı yazar sayesinde fark etmişiz. Ameliyat öncesi hem vitrini ,hem de depoyu sıfırlamış ve bunun yüzünden çok üzülmüştüm. Ama tanrıya şükürler olsun ki zenginliğimize tekrardan kavuşmanın sevinci ve heyecanını yaşıyorum! Bu arada okuyucularımdan bir geçmiş olsun mesajı almadım. Bu da bendenizi çok üzdü! Ama ben Her işimi Vatan için yaptığımdan hiç umurumda değil!
Aziz okuyucularım, tekrar gündeme dönmemiz ayrı bir sevinç ve neşe kaynağı. Necip Türk basınından öğrendiğimiz haberlere göre bundan sonra davalarımızı “bizim mahkeme” lerde açmamız lazımdır. Mahkemenin, bizden mi yoksa başkalarından mı olduğunu araştıracağız. Ondan sonra istediğimiz kararı çıkartmak kolaylaşır. Ama size önerim, göğsünüz kıllı ise bunu başarmanız biraz zor. Önce sosyal sınıfınızı değiştirip terfi etmeniz lazım. Çağdaş bir görüntü vermeniz lazım. Bıyıkları keserek başlayın. Kravatınızı sıkıca takın. Gömlek yakasından kazara da olsa vitrindeki kılların dışarı çıkmasına izin vermeyin. Ceketinizin dış cebine daha çok memurların ve ilkokul öğretmenlerinin okuduğu ceridenin başlığı dışardan görünecek şekilde yerleştiriniz. İsterseniz Emre Kongar gibi didon sakal bırakabilirsiniz . Zinhar sakın Çember sakal bırakmayınız! Bayanlarla mutlaka toka yapın ,hatta bazılarına bu arada elektirirk geçirebilirsiniz. Alkol almıyorsanız bile merdiven boşluğuna ,yani kapı eşiğine boş bir kova içine boş bira ve içki şişeleri koyabilirsiniz.Kapıcınızı tembih edin onları kaldırıp çöpe atmasın.Devamlı durmalarını sağlayın. Evinize rol icabı da olsa üst tabakadan birilerini misafir kabul ediyorsanız sakın ayakkabılarınızı çıkarmayın ,misafirlerinizi de o şekilde kabul edin. Çünkü onlar sizi merkeze fişleyecek kişilerdir. Merkez tarafından size bir fiş takıldı mı iş tamamdır.
Sakın Hadise’nin yaptığı gibi çağdaş görüntü vereceğim diye göbeğinizi açmayın Hadise’nin ki kılsız ve yağsız olduğu için ve iyi titrettiği için işe yarar da sizinki bir çuval inciri berbat eder. Bakın hadise neler yapınca süksesi artıyormuş, puanları garantiliyormuş:
“Eurovision Şarkı Yarışmaları’nı 1975’ten bu yana sunan Bülent Özveren dün Kanaltürk’te yayınlanan Orada Neler Oluyor programına katıldı. Hadisenin şarkısını değerlendiren Özveren “İlk 5’e kalır. Göbeğini titretmesi Güney ülkelerinden 12 puan, popo ve kalça kıvırması da Orta Avrupa ülkelerinden 12 tam puanı alır. 24 puan kesin cepte. Bir tek kıyafetini beğenmedim. Ama göbeği açık kalmalı” dedi.”
Bir okurum yazdığım bir yazıya yorum yaparak “biz müziğini beğendik.” diyordu. Bence Müzik ve sanata değer veren yok bu ülkede. Varsa yoksa çağdaş görüntü vermek. Onu da çıplanmak sanıyorlar. Çok yazık!