Pazartesi gününün gündemi birçok kimse için referandumdu. Ancak Pazar günü referandum için oy kullanma süreci başladıktan sonra gelen Hakkari’de ki şehit haberleri hem herkesi bir anda sessizliğe sürükledi, hem de bütünüyle gündemi değiştirdi.
Bütün yayın kuruluşları yayınlarını Hakkari’de cereyan eden olaya ve ona dair yorumlara çevirdi.
Referandum için oy kullanmaya giden vatandaşlara baktığımda sabah saatlerinde ciddi bir telaş ve gayret vardı. Ancak Şehit haberinin gelmesiyle birlikte birçok kimse evlerinde televizyondan radyodan bilgi almaya çalıştı, haberleri ve yorumları takip etti.
Duruldu bir anda her şey…
Öyle bir durgunluk ki herkesin kendince yorumları bil yoktu ortada…
Birbirlerine soruyorlardı; “ne olur?” diye
Gerçekten ne olur?
&&&
Olayın vehameti başka bir şey, olayın ardından tezkere meselesinin işletilmesi konusunun merakı ise daha başka bir şey…
Her şeyin yorumu yapılmaya başlandığında vakit ikindiyi geçmişti.
O saatlerde sokakta söylentiler başladı,
“Şehitlerden biri Kırıkkaleli imiş.”
Bu saatten sonra başladı öğrenme çabaları…
Önce Keskinli olduğu sonrada şehit olanın Vedat Kutluca olduğu bilgisi alındı.
Olayın ilk duyulduğu andaki hüzün ağırlaştı…
O kadar ağırlaştı ki, sessizlik ile birlikte dualarında dillerde dolaştığı anlar yaşanmaya başlandı.
Her şey ne kadarda çabuk farklılaşabiliyordu.
Hafif bir yağmurun altında insanlar dolaşırken “Şehitlerden birisi Kırıkkaleli imiş” diyordu birbirine…
Şehitlerden biri Kırıkkaleden…
&&&
Bütün şehri saran suskunluğun nedeni bu muydu acaba?
Yoksa bütün ülkeyi bir anda saran sessizliğin nedeni miydi bu?
Bazı illerde ilk tepkiler konmuştu, sokaklara çıkılarak, yollar kesilerek, askerlik şubelerinin önünde bizi de alın askere diyerek…
Gönüllerde farklı yansımaları vardı olayın…
12 Mehmetçiğin acısı ülkeyi sarıyordu…
Vakit akşama doğru ilerlerken, bunun ardından ne gelir diye yapılan yorumlarda koyulaşıyor, kalınlaşıyordu.
Ne olur ne olmaz bilinmez ama,
Kutluca ailesinin evinde bir yangın başlamıştı…
O yangın aslında her saniye bütün ülkeyi sarıyor, her an ülkenin dört bir yanına doğru ulaşıyordu…
Habersiz kimse kalmamıştı.
Haber yayılıyor aynı zamanda hüzünde yayılıyordu.
Biliyorum şehidin cenazesinde belki de bu duygular ağır basacak..
Bu duygular birçok şeyin anlamını farklılaştıracak, algılamalarımızı daha da hassaslaştıracak.
Biliyorum yangın başladığı yerde bitirilecek.
Başka çaresi kalmadı diye düşünenlerin sayısı giderek artarken, toplumun üstüne çöken hüzün bulutlarının gözyaşı boşaltmadan rahatlamayacağını biliyoruz…
Hüzün damarlarımızda…
Hüzün bakışlarımızda…
Hüzün yaşamımızda…
Ve hüzün yaşadığımız şehrin sokaklarında…
Bu şehadet daha da ötelere doğru götürüyor her şeyi…
Rabbim, şehadet şerbetini içenlerin mekanını Cennet eylesin, yaralılara da acil şifalar versin