Sözünde durmak, yalpalamamak, kaypak olmamak, gereken tepkiyi yerinde göstermek, kaybederim korkusuyla lafını çekmemek, önce söylenen ile son söylenen arasında istifham yaratmamak filan…
Dik duruş aynı zamanda dürüstlük anlamına da geliyor.
Kişilik sahibi bir insana ağırlık vermek amacıyla yüklenen bir sorumlulukta aynı zamanda.
Dik duruş, aynı zamanda özü ve sözü ile bir olan şeklinde de algılanmalı…
İşte tüm bu görüşler çerçevesinde Başbakan’ın Davos’daki toplantıyı terk etmesiyle ortaya koyduğu tavrı karşılaştırılmış oluyor.
Davosta dik durdu.
Başbakan Davosta bir nevi dik duruş sergilemiş oluyormuş.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi elbette gösterilen tavrı bende destekliyorum.
Bizim düşündüğümüz ve beklediğimiz alamda Davosta bir tavır ise gösterilen Türk Milleti adına desteklememek yanlıştır mutlaka.
Ancak, görünüşte tavır koyup bir takım ilişkiler halen devam ettiriliyor ise işte orda bir yanlışlık ve kaypaklık söz konusu demektir.
Düşünün bir kere, başbakan Davosta tepki gösterip toplantıyı terk etti.
Tüm Türkiye bu tavrı destekledi ve sokaklara döküldü.
Medyada verilen ilanlar ile Başbakana güç katıldı.
Başbakan da bu sayede kaybetme noktasına geldiği kendi yandaşlarını ve Ak Partinin erimesini durdurdu.
Manevi duyguları öylesine bir okşadı ki, bırakın kendi partililerini diğer partiye gönül vermiş hatta oy vermeyi düşünen insanların da sempatisini topladı.
Çünkü, Siyonistlere karşı bir duruş sergilenmeliydi bunu da Başbakan Erdoğan sergiledi.
Yanlış anlaşılmasın burada tavrın yanlış olduğunu savunmuyoruz.
Bilakis destekliyoruz diye altını çizmiştim.
Benim söylemek istediğim madem dik duruş sergileniyor, bu duruşu her anlamda sergilenmesidir.
Yani siyasi, iktisadi, ekonomik ve ticari anlamda.
Dik duruşu ile tüm insanların manevi duygularına tercüman olan Başbakan, İsrail ile olan ticari ilişkileri askıya almamıştır.
Türkiye ile İsrail arasındaki uçak, helikopter, silah ve fişek alış verişini devam ettirmektedir.
Hatta duyduğum kadarıyla MKEK’de yapılan fişekler bile İsrail’e gidiyormuş.
İsrail ise bizden aldığı bu silah ve kurşun ile Gazzede çocukları katlediyor bir nevi.
Peki bu ne anlama geliyor?
Ben söyleyeyim isterseniz.
Bu tavrın adı resmen “Hilei-şer” dir.
Soruyorum size?
Başbakan bu tür toplantılara ilk defamı katılıyor?
Hayır.
O halde seçimlere az bir zaman kalmışken bu tavır nedir?
Oy avcılığı olabilir mi?
Davosta tepki ve tavır konulmasıyla çocuk ölümleri, havadan yağan bombalar durdu mu?
Hayır?
Soruyorum yine?
Bu dik duruş mu?
Eğer dik durulacak ise tüm ilişkiler de bu tavır gösterilmelidir değil mi?
İşte o zaman kimsenin kalbinde kuşku kalmaz herhalde.