Neydi o ilk saatler,
Hatta ilk günler ortalıkta konuşulup anlatılanlar…
Yedi düvelin gözleri önünde cereyan eden hadise, kimi tarafından ortasından, kimi tarafından sonundan, kimi tarafından ise sadece şekil olarak başından itibaren anlatıldı durdu.
Ana fikre dokunan olmadan…
Aradan zaman geçti.
Ortalıkta ki toz duman bir nebze olsun dağıldı.
İnsanlar,
Sakinleştikçe,
Ortalıktaki duman dağıldıkça olaylar daha net görünmeye başladı şimdi.
Ne diyorduk sayın başbakanımızın Davos’tan geldiği gece Atatürk hava meydanında;
Davos fatihi Tayyip Erdoğan!..
Ya ertesi gün?
Sesimiz daha gür çıkıyordu…
“En delikanlı başkan bizim başkan…”
Plajda öldürülen masum sivillerin,
Bombalanarak yıkılmış enkazların altından çıkarılan bebelerin haklarını İsrail başbakanının yüzüne haykırmış ve onları savunmuştu.
Açlık,
İşsizlik,
Eğitimsizlik,
Hastalık bir yana,
Bizim için bundan daha gurur verici bir şey varmıydı?
Bırakın herhangi bir ülke başbakanının bir başka ülke başbakanına ulu orta yerde bu türlü söz söylemesini, aynı mahallede yaşayan iki komşunun dahi kavga esnasında bir birlerine böylesi lakırdılar kullanması mümkün değildi.
Hoşumuza gitti…
Gururlandık.
Şeytan azapta gerek derler ya hani,
O günlerde ben birkaç kişiye sordum, “ sahi başbakanımızın o toplantıda ne işi vardı, hangi memleket meselesini halletmek için ordaydı. Tepkisi ikide bir sözüne kesen itip kaktıran yöneticiyemi yoksa, 21.asra gelmiş dünyada iktidarlarının devamı için çocukları bile öldürmeyi göze almış İsrail başbakanınamıydı” diye,
Hiç kimseden adam akıllı bir cevap alamamıştım…
Gerçi,
Sayın başbakan toplantı sonrasında “benim tepkim moderatöredir” demişti ama, iç siyaset uzmanları! Olayın başka algılanmasını sağlayacak her türlü gayreti sarfediyorlardı.
Benim gibi dikkatini çekmiş olmalıki,
Geçtiğimiz gün Hürriyet gazetesi köşe yaşarı Mehmet Ali Yılmaz ve onun ertesinde Enis Berberoğlu ve daha niceleri yazdı ve sordu.
Sayın başbakan, hiçbir yaptırımı, bağlayıcı tarafı, katılma zorunluluğu olmayan ve dünyanın en pahalı yöresine devlet parasını harcayarak o toplantıya katılmanızın hangi memleket meselesine faydası olmuştur yada olacaktır? Diye.
Üstelik,
Çoğunluğun gözünden kaçırılmak istenilen şeyi de üstüne basa basa tekrar ederek…
“Tepkiniz İsrail başbakanına mı yoksa moderatöre mi?”
Öyle ya,
İttirip kaktırmaktan başka ne suçu vardıki densiz moderatörün, enkaz altından çıkarılan çocuk cesetleri ve plajda öldürülen siviller konusunda.
Yandaşlar,
İç siyaset uzmanları!,
Halkın nabzına göre şerbet vermeyi iyi bilenler hala kendisini, dünyanın önünde İsrail başbakanını azarladığı,
Ona kafa tuttuğu için “Davos fatihi” ilan etmeye devam ediyor…
O ise,
Yani Davos fatihi! Sayın başbakanımız,
“Ben moderatöre posta koydum başkaca bir amacım yoktu” diyor…
İşte konunun ana fikri bu bence…
Ve
Ben sayın başbakanımıza sonuna kadar inanıyorum!..
İsrail ve onun başbakanı ile herhangi bir problemim yok, benim derdim moderatör diyorsa, kesinlikle doğrudur…
Çünkü,
Sayın başbakan,
Toplantıyı terk ettikten yarım saat sonra yaptığı basın toplantısı ile katledilen 1500 sivilin tüm sorumluluğu oturumu yöneten moderatörün sırtına yıkmıştır.
Aksi olsa,
Fatih olabilirmiydi?