Her seçimin küskünlerinin gürültüsü daima adayın gürültüsünden fazla olur diye. Aday adayları bu süreçte kendilerini nasıl tanıtıp pazarlarlar bilinmez ama öylesine harcamalar yaparlar ki, bunu karşılamak içinde kimi zaman hesapsız kitapsız pazarlıklara düşerler.
Öyle bir olay var ki, bunu birkaç yerde dinleyince sizlerle paylaşmakta şart oldu.
İlçelerden birinde memur kökenli birisi aday olacağına dair öyle büyük iddialarda bulunur ki belediye meclis listesine kadar hazırlar.
Bu iddia içine kendini kaptıranlar, aday belirlenmesinden sonra bakıyorlar ki onları sıraya sünnete koyan olmamış.
O zaman başlıyor bu aday adayı kendisini pazarlamaya.
Partilerin bütün adayları ile tek tek görüşmeye başlıyor.
Öylesine bir görüşme ki, pazarlamacılar yanında halt etmiş.
Yok belediye meclisinin ilk 4 sırası..
Olmazsa olmazın bu 5 amirlik isterim.
Seçimde masrafım oldu bunu karşılayacaksın.
Bütün adayları dolaşan aday adayı eskisi kendine bir türlü uygun yer bulamaz.
Ancak bir süre sonra adaylardan biri bu aday adayı eskisinin yanına yanaşıyor.
Gel diyor, anlaşalım.
Bu aday adayı eskisi ile gecenin bir vakti bulundukları yerin en ücra gözden ırak buluşma yerinde bir araya geliyorlar.
Herkesten uzak bir şekilde anlaşmak için pazarlığa başlıyorlar
Aday diyor ilk 2 belediye meclisi, öteki diyor 4 olsun.
İleri geri derken ilk 3 sıra için anlaşmaya varmışlar.
Ardın başlamış amirlik meselesi…
Biri demiş 5 amirlik olsun, öteki demiş 2..
Bir türlü orta yolu bulamayınca bir süre ara vermişler. Sonra sakinleşip yeniden oturmuşlar masaya şöyleydi böyleydi derken 3 amirlikte anlaşmışlar.
İşin en zor yanına sıra gelmiş.
Aday adayı eskisi demiş ki; “eee.. seçimdeki masraflarım ne olacak?”
Bu kez aday başlamış alttan almaya..
Aday ne kadar düşürmüşse rakamı aday adayı eskisi o kadar artırıyormuş.
El ele tutuşmuşlar, sanki kurban pazarında mal pazarlığı yaparcasına.
Şu oldu bu oldu diye uzadıkça uzamış pazarlık sonunda 300 milyara bağlamışlar. Para nakit verilmeyince de oturup hemen bir senet yapmışlar aralarında.
Aday evine bu işi de bağladık diye gönül ferahı içinde giderken, aday adayı eskisi de “oh be!” huzuru içinde yürümüş gitmiş.
Ertesi gün bu pazarlığı duyan, seçim başladığından bu yana adayın yanında olanlar onda ne hikmet varda ona bu kadar şey vermiş, bugüne kadar bizim yaptıklarımız ne olacak diye kızıp öteki adayın yanına gitmişler.
Hani bir atasözü var ya, “Dimyat’a prince giderken evdeki bulgurdan olmak” diye…
Olan bu da nerde olmuş diye merak ediyorsanız yakında sizde duyarsınız kimler ve neler olduğunu…
Bizden aktarması.