Bir şey söylemeden önce neye göre düşünmeli ve davranmalı.
Söyleyeceklerinin tonunu ve durumunu nasıl ayarlamalı?
Üstad Gürbüz Azak bir yazısında şunu sormuştu; “Ne söylersem güzel olurum aymazlığını kim yakıştırır kendine?”
Siyasette bu anlamda kendine aynı soruyu yöneltip sonra söylediklerini tartan var mı?
Ve ardından oturup düşünerek,
“Ne söylersem güzel olur” erdemini tartan var mı?
İkisi arasındaki fark ne?
“Ne söylersem güzel olurum” düşüncesine sahip olanlar makyaj yapmayı bilmeyen ama yüzündeki her boşluğu eline geçen şey ile boyayarak dolduranlara benzer… Onların aslında bütün telaşları güzel olmak üzerinedir.
Ama güzelleşmek için çabaladıklarında da ellerine yüzlerine bulaştırırlar bunu..
Bir türlü daha güzel olmak mı, güzel kalmak mı dengesini kuramazlar.
Ellerinde sadece kendilerini yeterli görmedikleri bir bakış açısı, eksiklerinin olduğunu düşünen bir acizlik vardır.
Bu acizlik, her yerini güzelleşmek adına süsleyerek de zavallılaştırır insanın.
Siyasi üslup ve bakış açısı yönünden de elde edilen şey, eğer bu yönde ise insanı zavallı haline getirir.
Küçültür.
O büyüdüğünü sandıkça küçülür.
Küçüldükçe de daha önemli ve iyi göründüğünü sanır.
Bu haddini bilmemek olarakta tanımlanır bir çok yerde.
Kırıkkale’ye hiç adımını atmamış ama bir ışık gördüğü için aday adayı olanlarda daha fazlasıyla gösterir kendini.
Bu şekilde her gelen hemen Amerika’yı yeniden keşfetmişcesine sarılır, “Kırıkkale’yi köylükten çıkaracağız” sözüne.
Oysa ne Kırıkkale köydür, ne de Kırıkkaleli o köylü anlayışın içindedir.
“Ne söylersem güzel olurum” telaşı içinde kucaklanan bu bakış açısı aslında onun Kırıkkale’den uzaklığını ortaya koyar.
“Ne söylersem güzel olur” tarafında duranlar ise halkı dinler.
Halkın taleplerine, ihtiyaçlarına, beklentilerine bakar.
Onları dile getirir, onları anlatır.
Mesele daima halkın vatandaşın seçmenin beklentisi olmalıdır.
Aksi halde belediyeden şunu indirip bunu oturtmanın faydasının ne olacağını nasıl izah edeceksiniz?
Orada oturanı değiştirmek, her şeyi değiştirmek anlamına mı gelir?
Oturanı değiştirmek isteyenler, geldiklerinde neyi değiştireceklerini açıkca söylemeliler.
Nedir değişmesi istenilen?
Değiştirilmeye çalışılan nedir?
Seçim eskiden bir takım hamleler ile rahatlıkla oynanabilen, birkaç hamle ile de sonuçlarına etki edilen bir şeydi.
Ancak seçmen artık eski seçmen değil.
Meselenin özü de burada zaten.
Seçmeni anlamdan siyaset yapılamaz. Seçmenin beklentilerine kulak kabartmadan, onları dinlemeden siyaset yapılamaz. Kırıkkale’de seçmeni biçimleyen iki etken var. Birincisi ve öncelikli olanı partilerin Genel Başkanlarının konumu ve halk üzerindeki etkisi, sonra ise adayın durumu. Adaya düşen partisinin genel görünüşünü ve konumunu muhafaza ederek onun üstene bir şeyler ekleyebilmektir.
Bunu bazı adaylar tersine çevirir, bazıları artılarla süsler.