Mini etekli, abuk sabuk küpeli, saçları acayip renkli bir genç kız elindeki sigarayı tüttürerek yürüyordu. Cep telefonu ile konuştuğu için çevresine bakmıyordu. Yanından gelip geçenlerden ve kendisine hayretle bakanlardan haberi bile yoktu. Cep telefonuyla konuşması bitince etrafına baktı. Kendisine bakanları fark etmişti. Oldukça büyük bir rahatsızlık duymuştu bu bakışlardan. Herkesin kendisine hayretle bakmasına bir anlam verememişti. Kendisinin anormal olup olmadığını düşündü. Hayır, her şey normaldi kendisine göre.
Hiç beklemediği bir şey oldu. Kendisine bakanlardan birisi ona doğru geliyordu. Sakallı, takkeli, cübbeli, elli yaşlarında bir erkekti kendisine doğru gelen. Gelen adamın yumrukları sıkılıydı ve dudakları kıpır kıpırdı. Gelen adamın sinirli olduğuna inanmıştı genç kız. Adamın kendisine zarar verebileceği aklına geldiği için korkmuştu. Ne yapacağını bilemeden bekledi. Olduğu yerde donup kalmıştı sanki.
Adam gelip genç kızın tam karşısında durdu. Genç kızın korkusu iyice artmıştı. Televizyondan, gazeteden, bazı kişilerden mahalle baskısı diye bir şeyler duymuştu. Gerçi mahalle baskısıyla ilgili kötü bir olaya şahit olmamıştı. Başka birisinden de duymamıştı. Acaba kendisi bir ilk mi olacaktı? Mahalle baskısının ilk kurbanı olarak medyada sekiz sütuna manşet bir haber mi olacaktı? İçindeki bu düşünceler korkusunu daha da katlamıştı.
Genç kız bu yoğun düşüncelerden kendisini kurtarınca adamın yüzüne baktı. Adamın yüzünde hafif bir tebessüm vardı. “ Bak işte ne kadar hain bir gülüşü var. Benim sonum geldi galiba.” diye düşünürken, adam yumuşak bir sesle sordu:
_ Adın nedir, hanım kızım?
_ Ayşe, diye cevap verdi genç kız, şaşırarak. Adam tekrar sordu.
_ Adı güzel hanım kızım, herkesin sana nasıl baktığını fark etmedin mi?
_ Fark ettim, diye cevap verdi genç kız; ama benim giyimim, tavırlarım ve yaşayışım o kadar hayret verici değil ki, diye de şaşkınlığını dile getirdi.
Bunun üzerine adam şunları söyledi:
_ Onlar senin giyimine, tavrına, yaşayış şekline bakmıyorlar. Ramazan ayındayız ve çoğu kişi oruç tutuyor. Oruç tutmayanlar da vardır mutlaka. Oruçlu olanlar, açık bir şekilde sigara içmeni yadırgıyorlar. Sen oruç tutmayabilirsin; ama oruç tutanlara ve bu mübarek aya karşı saygılı davranmalısın. Bunu senden özellikle rica ediyorum.
Elindeki sigarayı hemen söndüren genç kız, yaşlı adamdan özür diledi. Bu ayın Ramazan ayı olduğundan haberi olduğunu, ama nasılsa bir an için bunu unuttuğunu söyledi. Helalleşerek ayrıldılar. Genç kız, mahalle baskısı diye bir şeyin olmadığını bir kez daha anlamıştı. Biraz önce aklına gelen kötü ve saçma düşüncelerden dolayı kendisine kızdı. Bu tür düşüncelerin ne kadar yersiz olduğunu öğrenmişti. Bugün öğrendiği çok önemli bir şey daha vardı: Toplumumuzda var olan tek gerçek hoşgörü ve sevgidir.
Siz ne bekliyordunuz: Dayak, küfür, kavga, belki de bir cinayet mi? Yok canım daha neler. Benim güzel ülkemin güzel insanları öyle şeylerden nefret eder.
Çeşitli şekillerde aşılanmaya çalışıldığı gibi bir mahalle baskısı, bu güne kadar olmadı. Bundan sonra da olmaz.