23 Mayıs 2012 Çarşamba

01.02.2009 00:00:00 618  defa okundu.

Sosyal Makarnacı...

 

Ülkemizde de devletin “sosyal” olup olmadığının en önemli göstergesi, (SGK) Sosyal Güvenlik Kurumlarının mali yapısıdır.

Sağlam bir mali yapısı olan kurum, sağlık harcamalarından pay istemez, emeklisine ve çalışanına günün koşullarına uygun ücret artışı sağlar.

Eğer bir ülkenin yöneticileri; bütçe konuşmalarında yada özel değerlendirmelerinde SGK dan bahsederken “ kurumun bütçesinde açık var, önümüzdeki dönem bu açık kapatılacaktır”

Diyorsa.!!!!!

Yandı o ülkenin çalışanı, emeklisi, dul, yetim ve malullük aylığı alanları.

Çünkü;

SGK açıklarının kapatılması demek,

Vatandaşa yapılacak sağlık harcamalarının kısılması,

Emekli ve çalışana, yaşlısına, dul ve yetimine en az seviyede ücret artışı yapılması demektir.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Plan ve bütçe komisyonuna yaptığı sunumda,

SGK finansman açığı için 21 milyar 378 milyon YTL sermaye transferi öngörüldüğünü belirtti.

Yani 2009 yılı için kurumun açığı 21.4 milyar YTL ( 21.4 katrilyon lira.)

Sosyal devlet olmanın en önemli karinesi olan SGK mali yapısının bu kadar kötü olmasına rağmen,

Devletin çeşitli kurum ve kuruluşları aracılığı ile yürüttüğü,

Odun ,kömür, makarnaya ilave olarak (dün gündeme gelen) Tunceli de dağıtmayı düşündüğü beyaz eşya, nasıl

değerlendirilmeli?

Yani, “sosyal devlet böyle olur” denebilir mi ?

Hayır.

Çünkü sosyal devlet, dağıttığı parayı alabilmek için girdiği kuyrukta, ezilerek ölüm tehlikesi geçiren, saçak altına sıkışmış

kadının yaşadığı korkuyu görmeli.

İhtiyacı olmasına rağmen oralara gidemeyen onurlu vatandaşlara ulaşmanın uygar bir yolunu bulabilmelidir.

2003 yılından buyana, kömür yardımı yapılanların sayısındaki artış, nüfus artışıyla izah edilemeyecek kadar ciddi oranda artmış.

Ya Hükümet, ülkenin muhtaç sayısını azaltamamış aksine, sayıları nın ürkütücü boyutlara ulaşmasına seyirci kalmış.

Yada uygulanan yöntem fazlasıyla istismar edilmektedir.

Daha da kötüsü, her ikisinin birden var olması.

Hükümet, bütün kayıtları elinin altında bulunan, asgari ücretlisini, emeklisini, dul ve yetimini, görmezden gelip, yeni garipler aramasın. Üç on paraya mahkum ettiğiniz emekli dul ve yetimin hakkını, devlet eliyle ve hangi kriterlere göre yapıldığı belli olmayan, adete avantalar şeklinde dağıtmaktan vazgeçin.

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Taksim, Devletin Namusu mu? - 01 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Uyu, Uyan, Alkışla... - 22 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Kefillik - 19 Nisan 2009 Pazar 00:00
Sen Kimsin? - 09 Nisan 2009 Perşembe 00:00
Sandıkların Dili - 01 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Böylesi Görülmedi - 27 Mart 2009 Cuma 00:00
Ahmet Beyin İti - 21 Mart 2009 Cumartesi 00:00
Devlet Tedbir Almalıdır - 18 Mart 2009 Çarşamba 00:00
Muhtarlık Ciddi İştir - 10 Mart 2009 Salı 00:00
Adalet, Demokrasi ve Tehditler - 01 Mart 2009 Pazar 00:00
Melih Gökçek - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
İftira ve Bulaşık İşler - 12 Şubat 2009 Perşembe 00:00
Başbakan Ne Kazandı, Türkiye Ne Kaybetti? - 03 Şubat 2009 Salı 00:00
Sosyal Makarnacı... - 01 Şubat 2009 Pazar 00:00
(2002-2009) Kirli Eller İşbaşında - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Fehmi Koru Tutuklansa Demokrasimiz Güçlenir mi? - 11 Ocak 2009 Pazar 00:00
Seçmen Anketi - 02 Ocak 2009 Cuma 00:00
Kanımıza Dokunuyor! - 26 Aralık 2008 Cuma 00:00
Gelinim Olur musun? - 22 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Ümükten Korkan Kim? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Gökçek de gidici mi? - 05 Aralık 2008 Cuma 00:00
Balans ayarı ve açılımlar - 29 Kasım 2008 Cumartesi 00:00
Merhaba! - 27 Kasım 2008 Perşembe 00:00