Milletin bunalımlı dönemlerinde Anadolu’nun yiğitleri kelle koltukta “ben varım” demiş, hiç sağına soluna bakmadan ileri atılmışlardır.
Bu günde milletimizin istikbali tehdit altındadır, Anadolu aslanları kendini ortaya atmış, milletin geleceğini gölgeleyen endişeleri yok etmek için fikirler eylemler üretmeye başlamıştır.
Dünyada her fikir adamının olduğu gibi her fikir adamı bedel ödemeye hazırdır, dava adamı olmanın gereği de budur.
Bu hareketleri sistem bazen hazmedemez, dahili ve harici bedhahların menfaatlerine zıd düşer ve onların düşmanlık dalgalarına muhatap eder.
Dava adamı o şartlarda bile yeise düşmez, başına gelen sıkıntıları onuruyla taşır, şerefiyle yaşamanın anasırı kabul eder ve eskilerin tabiri ile “doğuran kısrak utansın” der, sonuca katlanır.
Bu gün milletin toprakları ve maddi kaynakları satılıp talan ediliyor…
Kıbrıs gibi bir vatan toprağı bizzat başbakanın başlattığı kampanya ile “biz onlardan cömert davranacağız” diye Annan planına “evet” demeye kalkışılıyor ve başarılıyor.
Milletimin dindarları örselenirken misyonerlerin önü açılıyor, ders kitaplarına kadar sokulabiliyor.
Otuz bin memleket evladının kanını döken hainin bütün talepleri karşılanıyor, terör örgütü siyasetin bir parçası haline getiriliyor.
Milli Görüş gömleğini çıkartan bir başbakana en namlı masonlara bile verilmeyen –üstün cesaret madalyası- verilip mason cüppesi giydiriliyor, hemen akabinde GAP arazisinin, medyanın ve milli kaynakların çoğu bunlara peşkeş çekiliyor.
Beceriksiz idareciler yüzünden işçiler işten çıkarılıyor, milyonlar ekmeğinden ediliyor.
Ve daha sayılamayacak kadar ihanetler işleniyor.
Bir sendika başkanı ortaya çıkıp bütün bu olanları Anadolu’nun bir köyündeki Türk insanının ifadesi ile tenkit ediyor.
Kıbrıs davasının kırmızı çizgilerini, milli değerlerin kırmızı çizgilerini göstererek, milliyetçi bir duruş sergiliyor.
Ama, bir Ergenekon davasına sokularak imha edilmek isteniliyor.
Bu ergenekon davası denen ucube ile derin devleti hedef alan dünyanın derin güçleri bir takım operasyonları gerçekleştirmek istiyor.
Evet hukuka sokulmuştur ama Menderes’i asan da savcı, Deniz Gezmişleri asan da savcı, suçsuzluğu sonradan ortaya çıkan ve yakından bildiğim Mustafa Pehlivanoğlu gibi bir şeref abidesini asan da savcı idi ve hukuku işlettikleri iddiasıyla ortaya çıktı.
BU dava ile güneydoğuda kardeş kavgasını körükleyen Mossad, CIA, KGB ve diğer istihbarat örgütleri aklanacak.
PKK nın bütün vebali bu örgüte yüklenerek aklanacak ve siyaseten mübarek ve masum bir örgüt olarak dünyaya kabul ettirilerek bölünme yolunda resmi kanallar işletilecektir.
Ve bu milletin refleksi yıkılarak hainlere karşı duran herkes imha edilecektir.
Ben sayın Mustafa Özbek’in tutuklanmasını Ortaasya’dan takip ederken içim sızlıyor.
Soros’un yallamalarına göz yumanların bu millet için bir şeyler yapmak isteyenlere saldırmalarını yadırgamıyorum ama utanıyorum.
Ben de bu millete oynanan oyunları hazmetmiyorum ve yapılan bazı hainlikleri biliyorum, bunların şerefsizlik olduğunu da buradan haykırıyorum.
Allah bu milletin sevenlerini muzaffer etsin.