23 Mayıs 2012 Çarşamba

29.01.2009 00:00:00 387  defa okundu.

Anneciğimin Kardeşi-2

 

Annemin biricik kardeşinin ölüm yıldönümündeyiz..Otuzlu yaşlarda trafik kazasında kaybettiğimiz, acısını her daim yüreğimizde hissettiğimiz, gözümüzden yaş döktüğümüz,  anneciğimin kardeşi dayımın hayali bir film şeridi gibi şimdi gözlerimden geldi geçti ve kısacık hayatı aciz satırlarıma düşüverdi;

 

Otuz yaşlarında, düz sarımtrak saçları, kalın kaşları, kahvemsi gözleri, atik, çevik görünen zayıfca vücudu ile kısa boyu, yüz hatlarında adeta yılların çilesini andıran çizgileri, ağzının içine giren  pos bıyıklarıyla, mert, delikanlı, sözünün eri bir insandandı anneciğimin küçük kardeşi…

 

Aklımın erdiği günden bu yana evlerimiz yakın olduğu için günaşırı  gelir giderdi fakirhanemize… Annem hemen balkonumuza sandalyesini koyar, dayım bacak, bacak üstüne atar, uzun samsun sigarasını yakar çayını yudumlardı. ‘’bacı gı’’..diye söze başlar bacısının hal ve hatırını sorardı.  Tatlı,tatlı konuşurlardı bacı kardeş, yıllar gelip geçse de iki kardeş arasında, bu tür  sağlam ,güzel , samimi ilişkilere hiçbir zaman  şahit olmadım…

 

Güldün mü gözlerinin içine kadar güler, çektiği yokluklara,  sıkıntılara delalet eden yüz çizgileri kıvrılır birbirine karışırdı..Onca yokluğa, yoksulluğa rağmen ilçemizin en şık, en temiz giyinen gençlerindendi.

 

Her zaman düz sarımtrak, saçları taralı, ayakkabısı boyalı, pantolonu, gömleği ütülüydü, yana doğru tarardı sarımsı saçlarını, yumurta topuk ayakkabısıyla dimdik yürür, dimdik konuşurdu….Jilet gibi giyinirdi ve arkadaşları ona JİLET Yetiş diye takılırlardı.

Hiç kimseyi ama hiç kimseyi kırmayacak,üzmeyecek bir yaratılışı vardı..Hele ki,  iki bacısını, ablalarını ne kadarda çok severdi…Onlara hiç abla diye seslendiği vaki değildi, onlara hep bacı derdi…İki bacısı da en az onun  kadar, ona düşkünlerdi…Aralarındaki aile bağı oldukça kuvvetliydi. Birbirlerine hiç bir zaman , her ne şartta olursa olsun üzmeyecek, kırmayacak, kıyamayacak tavırları vardı.Samimiyetin, kardeşliğin ilk örneklerini onlarda görmüştüm.

 

Tarımcılık ve Hayvancılıkla uğraşan  Fakir İlçemizin bir çok insanı gibi, dayımın da düzenli bir geliri yoktu.İşsizliğin kol gezdiği ilçemizde, inşaat işlerinde, ara işlerinde  yevmiye ile çalışmaktaydı.O yılların onca yokluğuna, yoksulluğuna rağmen kazanılan paranın bereketi vardı.O günlerin şartlarında Evlerinde hiçbir şeyin eksik olduğu vaki değildi, mutlu huzurlu, umutlu bir hayat yaşayıp gitmekteydiler, bir çokları gibi  hayata nazire edercesine…

 

Din, abdest,  namaz işlerinden yoksundu…Aslında bunda bana göre kendisinin pek de kusuru yoktu..Nasıl yetişmişse öyle devam etmişti kısacık hayatı…Ramazan aylarında orucunu tuttuğu vaki idi…Bayram gününde onu İlçemizin ünlü meyhanecisi Topal Osman’ın meyhanesinde bulmak mümkündü…İçki içiyor olmasına kızıyor olsam da, her şeylere rağmen kalbi iyilikle dolu güzel bir insandı…

 

Annem, teyzem aile efradı kimi  zaman onu öylesine özlüyor, öylesine yokluğunu hissediyoruz ki kelimeler tarife kifayet etmiyor…Adı anıldığında, bulunduğu ortam renklenir, neşeli hale bürünüverirdi…Babamın kimi zaman onca bağırmalarına, kızmalarına rağmen küslük nedir, dargınlık nedir bilmezdi…Belki fiilen dinden uzak gibi görünse de yaptıklarıyla, ettikleriyle,  davranışlarıyla, Müslümanlığın kimi vecibelerini yerine getiriyor, yaşıyor  gibiydi…

 

1980’ li yılların başlarındaydık..henüz ihtilal olmamışken…büyük dayımla sağ sol kavgaları, tartışmaları yaparlardı.Dede yadigarı, kerpiçten yapılma iki katlı alt katı dam olan üst katı salonlu iki odalı fakirhanemize gelir giderlerdi.

 

Hemen başlarlardı tartışmaya, sen öylesin, sen  böylesin derken bir bakmışın tutuşmuşlar abi, kardeş kavgaya , gariban anacığım girerdi araya, zar, zor ayırırdı onları…Sonra anam ağlar bu seferde başlarlardı bacılarının etrafında dönmeye, onun gönlünü almaya…

 

Daha sonraki yıllarda,  büyük dayım devlet işine girdi…Bu vesileyle  anlamsız kavgaları son bulmuştu…Bu arada 12 Eylül ihtilali ve  asgari müştereklerde dahi birleşmeyenleri askeri müştereklerde birleşiyorlardı..Ortalık durulmuş, her yana asker hakim olmuştu.

 

Küçük dayım öylesine sağlam bir karaktere sahipti ki …inandığı idealleri uğruna canını dahi verebilirdi…Komünizmi savunuyor, komünizmle her şeyin hakça adaletçe paylaşacağına inanıyordu…önceleri Ecevitçi, sonraları Baykalcı olacak, ölene kadar onları savunacaktı….O yıllarda Babamın akrabaları bir takım mevkilerde olmasına rağmen onu da işe alalım dediklerinde ben sağcıların verdiği ekmeği yemem diyecek kabul etmeyecekti…

 

Sonra ki yıllarda dayım babamın uzaktan akrabasıyla evlendi.1989 yerel  seçimlerinde sol partiler Ankara’ nın bir çok ilçesinde belediye seçimlerini kazanmıştı…Ankara‘nın Yenimahalle belediyesinde geçici olarak bir süre çalıştı.Sonra işten çeşitli sebeplerle ayrıldı.Kadro alamadı.

 

Dayım belki de siyasi olarak biraz durulmuş, biraz değişmişti…Çünkü güvendiği dağlara kim bilir belki de karlar yağmıştı… uğurlarına baş koyduğu insanlar mevki makam sahibi olunca değişime uğruyorlar…Herkes kendini, kendi çevresini  zengin etmenin yollarını arıyorlardı…

 

Tüm bunlara rağmen herkesle, herkesimce sevilen sayılan, fikirlerine değer verilen biriydi..sözüne güvenilen,  bizim fakir sayılabilecek evimizin en mutena yerine o oturur evde her ne varsa önüne yemesi için konulur, balkona atılan sandalyeye kurulur, annem sandalye dibine çöker birbiriyle tatlı, tatlı konuşurlar çaylarını yudumlarlardı…

 

Bizlerde dahi dayımıza karşı bir hayranlık vardı ve gözümüze öyle büyük geliyordu ki…Fikri dünyası, meyhane hayatı bir tarafa hakikaten adam gibi adam belki de nesli tükenen bu günlerde izine pek de rast gelinmeyen karakterde, mizaçta bir adamdı…Söz verdin mi sözünde durur…Mutlaka verdiği sözü ona zararı olsa bile yerine getirirdi…Cebinde son lirasına kadar başkasıyla paylaşan, başkalarına yedirmekten, içirmekten, yardım etmekten mutlu olan , yarınlara dair umutları olan bir güzel insandı…

 

İlkokul mezunuydu, ama sol fikirler adına komünizm adına öylesine çok şey biliyordu ki..kimi zaman bu fikirlerini bize de anlatırdı…Biz de onu dinlerdik…Yeğen derdi ; ‘’gün gelecek iktidara geleceğiz bir kişinin , bir çok evi arabası olamayacak, seninde, benimde evimiz, katımız ,arabamız olacak hele bir iktidara gelelim yokluğu yoksulluğu bitireceğiz.Fakir fukara kalmayacak’’ derdi…

 

Kısacık ömrü iyiliklerle gelip, geçmişti…İnandığı davasına ölene dek sadık kaldı…Her ne kadar inandığı değerler bizim değerlerimiz olmasa da sol fikirlere hep sahip çıktı.dayımın siyasi tarafı bir tarafa insanlık tarafı belki de şu satırlara sığmayacak kadar büyüktü…Hakkın Rahmetine kavuşalı uzun yıllar oldu…biz o yıllarda gençliğimizin ilk çağlarındaydık, şimdi ise dayımın vefat ettiği yaşı geçeli çok oldu…

 

Havanın çok sıcak olduğu şu günlerde anneciğimin küçük kardeşi, Yetiş dayımı anmak adına  bir şeyler yazmak istedim…eksik yazdım yoktur fazlası…aklıma gelmeyen bir çok yönlerinide yazamadım…ama işin özü o ADAM GİBİ ADAMDI tarifine o kadar uyuyordu ki…onun sevmeyen yoktu, hemen her cenah da bir saygınlığı vardı…başkalarına yedirmekten, içirmekten,  haz alırdı..çok yemeklerini yedim…Allah gani, gani rahmet eyleye, rahmetini esirgemeye…

 

Bu arada başlı başına bir yazıya da konu olabilecek eşi Döndü gelini anmadan geçemeyeceğim…Döndü gelin de dayım gibi sevecen, cana yakın dünya tatlısı bir insandı…Dayımla birbirine öyle yakışıyorlardı ki birbirine anlatamam….Huyları huylarına, sözleri sözlerine benzeşiyordu…Birbirinin aleyhine tek kelime ettiklerini dahi hatırlamıyorum…Onca yokluğa ,yoksulluğa rağmen yok dediklerini, sızlandıklarını hiç hatırlamıyorum….Birbirlerini her ne olursa olsun üzdüklerine, tartıştıklarına hiç şahit olmadım…hep birbirini hoş gördüler, sevdiler, başkalarına örnek bir yuva kurdular..

 

Hasılı dünya iyisi iki güzel insandılar…Dayımın beklenmedik vefatından sonra çocukları da olmadığı için her ne kadar Döndü gelin kalmak istese de, çevrenin etkisiyle babasının evine gönderildi…belli bir süre sonrada duyduğuma göre bir köye kendinden yaşlı bir adama verilerek yeni bir hayata merhaba etti…annem döndü gelinin ayrılırken çok ağladığını anlatır…hatta şu satırları yazarken de, dayımın ve Döndü gelinin  zayıfca, kuruca vucudları, kısacık boyları, mütebessim yüzleri yaşlı gözlerimin önüne geliverdi hayalleri….

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Yassıada ve Başvekilim Adnan Menderes - 27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:00
Soylu Adam; Süleyman Soylu - 06 Mayıs 2009 Çarşamba 00:00
Alparslan Pehlivanlı - 22 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Bir Yiğit Vardı - 08 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Başkent EDAŞ'a Elveda! - 02 Şubat 2009 Pazartesi 00:00
Anneciğimin Kardeşi-2 - 29 Ocak 2009 Perşembe 00:00
Anneciğimin Kardeşi - 23 Ocak 2009 Cuma 00:00
Ey Rabbim! İsrail'le Sen Başedersin - 09 Ocak 2009 Cuma 00:00
Melih Gökçek'le Yola Devam - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Sağduyu Galip Gelecek, Melih Gökçek Aday Olacak - 26 Aralık 2008 Cuma 00:00
MİLLİYETİ HAREKET PARTİSİ VE YEREL SEÇİMLER ÜZERİNE KULİSLER.... - 01 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Ak Parti ve Yerel Seçimler Üzerine Kulisler - 28 Kasım 2008 Cuma 00:00
Milli Eğitim Bakanı'nı Dinlerken... - 21 Kasım 2008 Cuma 00:00
Eşit İşe, Eşit Ücret mi? - 19 Ekim 2008 Pazar 00:00
Yassıada, Yaslı Ada - 06 Ekim 2008 Pazartesi 00:00
Ergenekon'dan Mahalle Baskısına - 03 Eylül 2008 Çarşamba 00:00
TEK ADIMDA YATIRIM - 20 Ağustos 2008 Çarşamba 00:00
Kuşadası Tatili - Manisa Ziyareti - 10 Ağustos 2008 Pazar 00:00
Hasan Doğan ve Ölümün hatırlattıkları - 05 Ağustos 2008 Salı 00:00
KIRIKKALEM - 03 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ÜZERİNE... - 12 Haziran 2008 Perşembe 00:00
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ÜZERİNE... - 11 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
BİR CUMARTESİ AKŞAMI, BİR KADIN, İKİ ÇOCUK - 08 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
BİR PAZAR YAZISI, BİZİM MUHARREM.. - 24 Nisan 2008 Perşembe 00:00
ŞİİRLERLE, YAZILARLA SEVGİ YOLCULUĞU... - 16 Nisan 2008 Çarşamba 00:00
GÜNEDEME DAİR DEĞERLENDİRMELER... - 11 Nisan 2008 Cuma 00:00
Ah! Benim Eskici, Vefalı Ruhum - 07 Nisan 2008 Pazartesi 00:00
İHTİLALE DOĞRU; BİR SEVDA MASALI - 30 Mart 2008 Pazar 00:00
NEWSWEEK' E KAPAK OLMAK... - 24 Mart 2008 Pazartesi 00:00
ÇANAKKALE SAVAŞININ ANLATTIKLARI... - 17 Mart 2008 Pazartesi 00:00
KÖŞE YAZARLARIYLA KAHVALTI - 10 Mart 2008 Pazartesi 00:00
Ve ey , ve ey şehidim - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
LALE VE LADEN - 22 Şubat 2008 Cuma 00:00
AHDE VEFALI OLMAK - 10 Şubat 2008 Pazar 00:00
Ve ey, ve ey AYSONA - 01 Şubat 2008 Cuma 00:00
HRANT DİNK CİNAYETİ ÜZERİNE.... - 25 Ocak 2008 Cuma 00:00
ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN;HACI KEMAL ERİMEZ (2) - 21 Ocak 2008 Pazartesi 00:00
ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN;HACI KEMAL ERİMEZ (1) - 17 Ocak 2008 Perşembe 00:00
YASLI ADA,YASSI ADA..BAŞVEKİLİ YARGILAYAN ADA... - 12 Ocak 2008 Cumartesi 00:00
Kimse yokmu derneği ve güneydoğu - 06 Ocak 2008 Pazar 00:00
Çocukluk yıllarında, Bizim mahallemiz.. - 30 Aralık 2007 Pazar 00:00
ACZ ŞERHİ - 24 Aralık 2007 Pazartesi 00:00
Gün ola, bayram bizim bayram ola... - 18 Aralık 2007 Salı 00:00
Abdülhamidi Tanımak..Abdülhamidi Anlamak... - 13 Aralık 2007 Perşembe 00:00
Hey Gidi Günler - 06 Aralık 2007 Perşembe 00:00