Ergenekon operasyonunun bilmem kaçıncı dalgasının öncesinde de aynı muhabbeti yapıyorlardı.
“ bir gün önce yaşadıkları, dünyayı ve ülkemizi ilgilendiren hayati önemde konuları vatandaşa unutturabilmek için yarın sabah şunların şunların muhakkak tutuklamaları gerekir” diye isimler söylüyorlardı birbirlerine.
Hatta dediklerinin doğru olduğunu ispatlayabilmek ve ne kadar çok memleket meselelerinden haberdar olduklarını kanıtlamak istercesine sigarasına bile iddiaya giriyorlardı karşılıklı olarak.
Tuncay Özkan’nın,
Doğu Periçek’in,
Hukukun her çiğnendiğinde çiğneyenleri hukuka davet etmeyi amaç edinmiş Yargıtay onursal başkanı Sabih Kanadoğlu’nun ve şu an içerde yargılanmayı bekleyen bir çok şahsiyetin ismini tutuklanacaklar olarak ilk olarak onlardan işitmiştim.
İsrail yöneticileri,
Gazze işgalinden beş gün önce ülkemize gelmiş bizim başbakanımızla çeşitli şeyler görüşmüş, ülkelerine döndükleri günün haftasında yaklaşık 2000 sivilin katledildiği savaşı başlatmışlardı.
Ve
Sayın başbakan “bu işgal kabul edilemez” diye bangır bangır bağırırken tirübünlere, onlar, içte oluşan infiali bastırmak, halkın ateşini düşürmek için bir şeylerin olması gerektiğinden dem vuruyorlardı bir keresinde.
İşte tamda bu günlerde,
Yine siyasal analiz uzmanı boyacı ve simitçi tezgahına uzatmıştım kulaklarımı…
Ki,
İllahada,
Birilerinin tutuklanması gerektiğini söylüyorlardı.
Hemde,
Birazda sitem dolu sözlerle,
Ben ulusalcıyım,
Atatürk’cüyüm,
Kemalist’im diyen tüm aydınlara kurduğu televizyon ekranlarını ardına kadar açan, ülkemizin en deneyimli işçi önderi, sendika başkanı Mustafa Özbek ve katıldığı her programda AKP hükümetinin icraatlarını yerden yere vuran Erhan Göksel’in neden hala tutuklanmadığına hayretler ederek…
Ve
Büyük bir tesadüfle ertesi gün 11. dalga tutuklamaları başladı.
Tıpkı,
Daha öncekilerde olduğu gibi…
Mustafa Özbek ve Erhan Göksel tutuklandı!..
Bu sayede,
Bir süreliğinede olsa millet,
Gazze’de öldürülen masum yavruların kanını unutup, tutuklanmalara odaklandı.
Elbet Erhan gökselinde bir memleketi, yakını, elinden tuttuğu insanlar vardır.
Fakat,
Biz biliyoruzki,
Kırk yılı aşan işçi önderliği deneyimi ile Mustafa Özbek, ülkemiz ve Kırıkkale’miz için çok önemlidir.
Her ne kadar bu güne kadar şehrimiz seçimlerinde CHP adaylarını hedef alıp onların kaybetmesi için elinden gelen çabayı göstermişse de,
Bu gün Tekirdağ,
Lüleburgaz,
Bursa gibi sanayi kentlerimizde ve onların fabrikalarında yoğunluklu olarak Kırıkkale’li insanların çalışıyor olması hepimizin kendisi ile gurur duymasını sağlamıştır.
Kaderin garip cilvesi,
1989 belediye başkanlığı seçimlerinde kaybetmesi için tek tek insanlarla görüşerek büyük emek harcadığı SAHİR KOÇAK ve tüm CHP’liler bu gün kendisine sahip çıkmaktadır.
Ekmek verdiği,
Hemşerim diye sahiplendiği,
Sofralarından ayırmadığı adamlardan ise hoşaf soğutmak babından birkaç lakırtıdan başka bu gün oldu hala tık yok!...
Dedimya,
Dün yine kulak misafiri oldum simitçi ve boyacının sohbetine…
Yine birkaç isim fısıldaşıyorlardı kendi aralarında.
Sarızeybek,
Cevizoğlu,
Çölaşan gibi!..
Ama,
Bu günlerde böyle bir şeylerinde olmayacağını da eklediler…
Çünkü,
Henüz milleti infiale sürükleyecek olaylar yaşanmıyor ülkemizde. Yaşansın, o zaman yeni bir dalga olabilir demeyi de ihmal etmediler.
Ben onlara inanıyorum…