Geçtiğimiz hafta sonu Açık Lise Sınavları tüm yurtta yapıldı.Öğrenim çağı içinde çeşitli nedenlerle okuma fırsatını değerlendiremeyen ve kaçıranlara verilmiş bir imkan.Örgün eğitim imkanı kalmayanlara tanınan bu fırsattan yüz binlerce insan faydalanıyor.Devletimiz, halkımız cahil kalmasın diye güzel bir fırsat yaratmış.Erkek kadın herkes bu sınavlara girerek kayıp ettiği zamanı ve fırsatları telafi etmeye çalışıyor.Bu sınavlara binlerce kişinin girmiş olması, cehalete karşı verilmiş bir savaşta halkımızın ne denli gayret gösterdiğini,duyarlı olduğunun bir delili sayılır.
Bir yarış sonunda lise diploması alanlar daha başka sınavlara da girerek ekmek kovalama hakkına sahip olacaklar.Yani anlayacağınız hayat zorlu bir yarış.
Bu sınav için size bir haber alıntısı sunarak yazımıza devam edelim: “ZONGULDAK'da yapılan Açıköğretim Lisesi sınavlarında türbanlı öğrencilerin okullara girişine izin verildi. Eğitim- Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, okul girişlerinde hiçbir uyarıyla karşılaşmayan türbanlı öğrencilerle ilgili tutanak tuttuklarını,…Eğitim- Sen'in açtığı dava sonucu 10 Ekim 2006'da Danıştay 8'inci Dairesi'nce durdurulduğunu belirterek, yargı kararının uygulanmadığını… Danıştay kararının uygulanması için sınav öncesinde Kaymakamlığa dilekçe verdik. Dilekçemiz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne havale edildi. Dilekçe vermemize rağmen, yargı kararının uygulanması yönünde somut bir adım atılmadı ve Açık öğretim Lise sınavlarına bazı bayan öğrenciler türbanlı girdiler…Fiili durum yaratılarak hukukun önüne geçildi ve yargı kararları hiçe sayıldı. Sınavlarda görevli öğretmenlerimiz durumu tutanakla saptamak zorunda bırakıldılar.” 25/01/2009 (dha)Radikal, Seçkin KIRARSLAN- Sena AYÇİÇEK/ZONGULDAK
Birkaç örnekle yetinerek şimdi okuyucu yorumlarına bakalım: ” ne oldu zorunuza mı gitti. Girecekler tabii ki çatır çatır girecekler.Asıl açık saçık girenler içeri sokulmayacak.habere bak fesübhanallah..”
“Kendi kültüründen uzaklaşmış kafasında hapishanesini kurmuş feodal kültürün karanlığında yüzen bu insanlar hayattan ne bekliyorlar anlayamıyorum.Düşünün bir kere bu insanlardan oluşan Türkiye’de demokrasiden ve Türk ütopyasından söz etmek olanaklı mi”
“yaaa olaya bak.Nasıl girerler oraya? Derhal asılması gerekiyor o kızların, hem de derhal. Ne ya burası İran mı kardeşim? Onların oraya bikiniyle gelmeleri lazımdı! laik bir ülkeyiz biz! Hayret bir şey yaa”!
“şu anda eşim sınavda başörtülü,eğer başını aç desem o sınava inanın girmez.Açık öğretimin amacı halkı eğitim yoluyla bilinçlendirmektir.Bir ülkeyi yönetirken öyle halkın değer yargılarını göz ardı da edemezsiniz..Ülkemizde bazı insanların beyinlerinin örtülerinin kalkması ülke huzuru için şart “
Bu sendika sanırsınız ki hak aramak için kurulmuş! Üyelerinin ekonomik, sosyal ve mesleki sorunları için mücadele ediyor! Ama başkalarının gasp edilmiş hakları karşısında Zulu kabilesi gibi tam tam çalarak dans ediyor.Birde fiili durumdan söz ederek hukukun çiğnendiğini söylüyor.Bu ülkede eğer yasalar ve mahkeme kararları hukukun üstünlüğüne dayanılarak yazılsa idi, bu manzaraları görmezdik .Ülkemizde binlerce faili meçhul cinayet olmazdı. Sendika ağaları türemezdi. Haksız mal edinmenin önü kesilirdi. Kayıt dışı ekonomi olmazdı. Güvenliğimizi teslim ettiğimiz kişiler kendini mahkeme yerine koyup infazlar gerçekleştirmezdi. Hiçbir vatandaşın kılık ve kıyafetinden dolayı en tabii bir hak olan eğitim görme ve iş sahibi olma hakkı yok sayılmazdı.
Sizler sendikanızın tüzüğüne başkaları için “ana dilde eğitim hakkı” verilsin diye yazarken bu hallere düşmeniz hem manidar ,hem de çok komik oluyor. Sınıfsal sendikacılığınız bütün cihana ibret olacak bir aşamaya ulaştı böylece. Sendikanın düştüğü açmaz ,ancak Türk Marksistlerinin başarabileceği bir durumu yansıtıyor. Size yamyam dansı ve müziği bile az gelir. Bu kafa ile sizi kimse tutamaz. Zamanla düzeleceğinizi, hukuka saygılı olacağınızı, her insana hak ve hürriyet getireceğinizi beklemek safdillik olur.
Engin Ardıç’ın kulakları çınlasın.Bir yazısında,”Solcu olunca salak da olmak şart mıdır?” Diye soruyordu. Epey güldüm doğrusu. Okuyucu yorumu ile bitirelim.
“ Düşünün bir kere bu insanlardan oluşan Türkiye’de demokrasiden ve Türk Ütopyasından söz etmek olanaklı mı?”