Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Halil Halat’da dinledi.
Güzel bir sohbetti ve güzel bir fıkraydı.
Belki günümüz siyasetine paralellik arz edecek ve bir çok kişi kendine göre bir tahlil yapacaktır.
“Ben deyim İstanbul’da bir çift siz deyin Ankara’da yaşayan, kendi halinde beş vakit namazını ifa eden orta yaşlı bir çift.
Ailenin reisi hanımına çok güveniyormuş bu yüzden.
Her gün beş vakit namazını kaçırmayan, eline erkek eli değdirmeyen, misafir gelince odaya kaçan bir eş anlayacağınız.
Bir gün adamın eşi vefat etmiş.
Aradan uzunca bir süre geçmiş ama adamda hiç evlenmemiş.
Bir süre daha geçtikten sonra bu yalnızlığa dayanamamış ve adamda ölmüş.
Adam inançlı biri olması hesabıyla cennete gitmiş.
Tabi adam etrafa bakınıyor, cennette gözleri eşini arıyormuş.
Eşinin de cennete gittiğinden emin olarak öylesine bir çırpınış içindeymiş ki, cennetin yedi kat üzeri, yedi kat altı, cennet bahçeleri derken eşini bir türlü görememiş.
Adam hiç ihtimal vermiyor muş ama eşini bulmak üzere birde cehenneme gidip bakmak istemiş.
Cehennemde az yananlar, kızgın sacın üzerinde yürüyenler, alevler içinde vücutları yananlar, göz zinasından dolayı gözü çıkartılıp ateşe atılanları görmüş.
Cehennemin üst katına çıkmış.
Ora da durum farklı değilmiş tabi ki.
Adam cehennemde eşini ararken öylesine terlemiş ki, etrafına serinlik verecek bir şeylere de bakıyormuş bu arada.
Cehennemde ilerlerken yedi kat yerin altına gitmiş.
Orası da felaket sıcak.
Ama burada da eşini görememiş.
Terlemekten dolayı neredeyse hamamdan çıkmışa dönmüş.
Derken bir serinlik gelmeye başlamış.
Yukarı bakınmış bir ara.
Bazı kadınlar bir adamın çevresinde dönüyormuş.
Dönerken oluşturdukları rüzgar iyi bir serinlik veriyormuş.
Adam biraz serinlemiş ama hala içinde eşini bulamamanın endişesi devam ediyormuş.
Biraz daha yukarıya çıkmaya karar vermiş tabi.
Yukarı çıktıkça serinlik artmaya başlamış.
Birde kafasını kaldırmış bakmış ki, ortada biri var.
Etrafında ise bir kadın koşarak öylesi bir tur atıyormuş ki, bu rüzgar cennet ehillerine çok serin bir hava oluşturuyormuş.
Adam etrafındakilere bunlar kim diye sorunca, etraftakiler konuyu şöyle izah etmişler.
Bir adamın etrafında koşarak tur atan, fırıldak vazifesi gören daha doğrusu pervane gibi koşup güzel bir serinlik oluşturanlar kocasını aldatan kadınlar demiş.
Adam dikkatli bakmış ki, koşarak tur atıp serinlik yaratan kadın kendi eşiymiş.”
Bu fıkradan kim ne çıkartır bilemiyorum.
Ama biliyorum ki, şu son iki haftalık süreçte fırıldaklık yapanları herkes tanıyor.
Nasıl ki, günah işleyenler affedilmiyor cehennemin bir köşesinde cezasını çekiyor ise emin olun siyaset fırıldakları da günü gelince cezalarını çekecektir.
Bugüne kadar hep bunu gördük bunu yaşadık.