Ancak vekillerden veya mülakata alınan aday adaylarının odada konuşulanları birine söylemesiyle anlayabiliriz.
Kaldı ki, mülakata alınma işi bence gereksiz bir yöntem.
Kırıkkale’nin milletvekili olacaksınız, Ak Parti teşkilatında yöneticilik yapacaksınız, şehri imar edecek veya etmeye talip kişiyi belirleyeceksiniz dahası Kırıkkaleli olacaksınız, aday adaylarını tanımayacaksınız bir günde yapılan mülakat ile adayı tanıyıp görüş bildireceksiniz.
Bu doğru mu sizce?
Kesinlikle doğru yöntem olduğu konusunu inandırıcı değildir.
Yöntem genel itibar ile öğrencinin öğretmenini sözlüye çıkartmasına benziyor bence.
Dolayısıyla dünkü yazımın biraz mizah içerikli olduğunu tahminim anlamışınızdır.
Gelelim Milletvekillerinin kapalı kapılar ardında aday adaylarına ne sorduklarına?
Milletvekili Vahit Erdem ile Turan Kıratlı’nın aday adaylarına yönelttiği sorular bitmiştir.
Bu sorgu işi ben deyim 5 dakika, siz deyin 10 dakika sürdü.
Vekiller hangi aday adayını tespit etti farz edelim.
Sırada milletvekili Mustafa Özbayrak hocam var.
O da bazı sorular yöneltip 5 dakikada aday adaylarını tanıyacak ya.
Özbayrak: sayın aday…Ne iş yapıyorsun?
Aday: Efendim yıllardır Kırıkkale’de oturup Kırıkkale’de kalkıyorum. Aciz hane (…) işiyle uğraşıyor, çoluk çocukla geçinip gidiyoruz.
Özbayrak: Projelerin var mı? Nelerdir?
Aday: Var abi. Hala üzerinde çalıştığımız projelerde var. Uzun sürer anlatmak. Vakit kısıtlı sanıyorum ama isterseniz anlatırım. Aday olunca hepsini seçmenlerime anlatacağım.
Özbayrak: Kısaca olsun bahseder misin?
Aday: bir defa Veli beyin yaptığı işler var ya, yeterli değil. Üstelik Belediyeyi borcun içine soktu. Ben başkan olursam Kırıkkale’ye hava alanı getireceğim. Teleferik koyacağım. Kırıkkale çok sıkışık. Başka bir yerleşke oluşturup yeniden bir Kırıkkale imar edeceğim.
Özbayrak: Projeleriniz gerçekten ilgimi çekti. Biliyorsunuz hoca maaşı yetmiyor. Milletvekili maaşları da artmadı. Başımızı sokacak bir evim bile yok. Yeni kuracağınız Kırıkkale şehrinde Üniversite açacak mısınız? Bana da yeni şehirden yer verirseniz adayım siz olursunuz.
Aday: Tabi ki. Bir Üniversite yetmez. Yeni Kırıkkale’ye önce Üniversite getirteceğim. İsterseniz üniversitenin rektörü de siz olun efendim. Veya sizin belirleyeceğiniz güvendiğiniz birini getirtiriz. Yeni Kırıkkale’den arsa ve ev isteğiniz başımın üzerine. Biz Anadolu insanıyız. ABD’li veya İngilizlere benzemeyiz. Sözümüzün eriyizdir. Yok güvenmezseniz getirin senet veya sözleşme imzalayım sayın vekilim.
Özbayrak: Arkadaş aramızda bir samimiyet oluştu. Size gerçekten güven duydum. Yanız aklımda bir şey kaldı. Ev veya arsa dediniz. Hak verirsiniz ki, ben yıllarca Yurt dışında kaldım. Kırıkkale’yi pek bilmem. Ev ile arsaya nerden verecek siniz?
Aday: Efendim söyleyeyim. Aha bakın elimde kroki var. Hazırlatmıştım allahtan. Şurası varya aha şura, şehrin tam göbeği işte orda Üniversite olacak, hemen yanında da sizin ev ile arsayı verecem.
Özbayprak: Tamam iyi yermiş. Söz mü?
Aday: Söz hemde erkek sözü. Söz öyle ağızdan çıktığı gibi değil. Söz verdim mi bizde tutulur. Sizin verdiğiniz sözlere benzemez efendim.
Özbayrak: Bir konu daha geldi aklıma. Hemen taahhüt alıyım yine. Biliyorsunuz bundan sonra vekillik seçimi var. Beni desteklersin değil mi?
Aday: Aman sayın vekilim. Biz söz veririz tutmak için. Dedim ya sizden gelecek her teklife ve talebe açığım. Kesinlikle şüpheniz olmasın. Eğer sözümden dönersem sayın Kıratlı ile Erdem beyden daha kötü oliyim. Üzerimden tır geçsin bak, kabulüm ve sözümdür.
Özbayrak: Peki arkadaş inandım sana. Gerçekten delikanlısın. Hadi yolun açık olsun.
Bu arada aday odadan ayrılırken Özbayrak aday adayının sırtını sıvazladı. Dostluk ve samimi olduğunu hissettirdi ki, sormayın gittin.
Sonucu tahmin ediyorsunuz. En azından yakında göreceksiniz.
Zira söz verildi, anlaşmalar tamamlandı.
Kim sözünden döner?
Sanmıyorum ki, ne vekiller nede aday adayları verdikleri sözden dönsün.
İspatı yakındır.
Vekiller Başbakan ile dahi görüştüler.
Bugün yarın Başbakan kürsüye çıkıp vekillerin isteklerini yerine getirecek ve arkasında durduğu adayı açıklayacak.
Sizce bu aday kim olur?
Sakın paylaşmayın haaa…
Yerin kulağı var.
Sonra birileri gidip daha güzel bir anlaşma yapıverir.
Bekçi düdüğü gibi ortada kalmayasınız.