Nereden nereye mi dersiniz…
Keser döner, sap döner mi dersiniz…
Ne derseniz deyin.
Zaman zuhur etti, Beşir Bey İçişleri Bakanı oldu.
Ve Kemal Gürüz, o zamanın “kudretli” efendisi bugün ne hallere düştü?
Bu neyi gösteriyor bize?
Beşir Atalay’ın intikamı falan diyorlar.
Hayır, kesinlikle katılmıyorum buna.
Bu, zamanın ne kadar hızlı ve nasıl bir büyük fırtına ile değiştiğini gösteriyor.
“Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin…” atasözünü burada müşahade ediyoruz.
Bu hadise açıkçası benim gururumu okşadı.
Hep üzülürdüm, Beşir Bey’in görevden alınmasında tamamen hüsnüniyetimin etkisi olduğunu düşünerek.
Ve şimdi biraz rahatladım…
Bu ve benzer hadiselerden sonra Yeni Şafak, Vakit ve Kanal 7’yi bırakmak zorunda kalmıştım.
Çünkü ev telefonum, iş telefonum dinleniyor, zaman zaman taciz ediliyor, askeri birliklere “irticacı” diye giremiyordum.
Tam 5 yıl giremedim.
Hem de listenin en başında yer alarak.
Bırakmak zorunda kaldım işimi.
Yani ekmeğimden oldum…
Yani bir bakıma 28 Şubat mağduruyum.
Şimdi yolumuza bir şekilde devam ediyoruz.
Ne irticacılığımız var ne de başka bir şey.
Bizi bilenler biliyor zaten.
Sırrımız, gizimiz yok.
Neysek aynen oyuz.
Bu ülkeye zaman kaybettirenler, insanlara zulüm edenler ise bakın bugün ne halde.
Sakın onların bir zamanlar yaptıklarını savunmayın.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Bakın hepsi Ergenekon denen dava ile bir şekilde hak ettiklerini buluyorlar.
Haydi Ergenekon faso fiso diyelim.
Yahu kardeşim, bu adamların her birinin bir diğeri ile teması ve bağlantısı var.
Peki bu adamların elindeki bu bombalar, bu lav silahları ve sair askeri malzemeler neyin nesi?
Ergenekon saçma diyelim…
Peki bu silahların izahını kim yapabilecek?
Bu silahların bu adamlarda ne işi var.
Bunlar ne halt karıştırıyorlar?
Bu silahları satıyor ve tüccarlığını yapıyorlarsa bu apayrı bir suç.
Bu yüzden, bunları kimse savunmasın.
Bunları 28 Şubat döneminden iyi tanıyorum.
Bugün ettiklerini çekmekle birlikte tamamen deşifre olmuşlar ve oyun bozulmuştur diye düşünüyorum.
Böylece rahatladığımı da belirtmek istiyorum…