Geçtiğimiz günlerde Kırıkkale milletvekilleri Belediye başkan aday adaylarını sözlü mülakata aldı.
Adından Ak parti teşkilatı ilçe ve belde Belediye başkan aday adayları ile mülakat yaptı.
Şeklinin veya usulün şık olup olmadığı bir yana benim düşündüğüm sizlerinde düşünebileceği birkaç koynu ele almak istedim.
Öncelikle milletvekillerinin Belediye Başkan adayları ile yaptığı mülakata takıldım.
Benimki tahminden ibaret belki ama milletvekillerinin aday adayları ile yaptığı mülakatın şekli şöyle midir diye hep düşünmüşümdür.
Mesela; milletvekilleri masanın arkasında yan yana oturup karşılarına aday adaylarından birini almışlar.
Hani Belediye Başkan aday adayını tanıyacak ya?
Kimin belediye Başkanı Veli Korkmaz’dan daha iyi başkan olacağını anlamaya çalışacak.
Bunu anlamak için ise elbette sorular yöneltecek.
Vekiller masanın arkasında yine.
Aday adayının biri geldi buyur ettiler masanın bu tarafına oturdu.
Önce Vahit Erdem sordu;
Erdem: Kardeşim tebrik ediyorum öncelikle. Siz adaymışınız.
Memleketiniz nere?
Aday; Kırıkkaleliyim.
Erdem: Neresinden?
İçinden.
Erdem: Başkanlık büyük sorumluluk ister. Ama aynı zamanda sadakat vefa da ister. Diyelim senin bu işi yürüteceğine inandık ve aday gösterdik. Sadakat ve vefa konusunda bize bağlı kalır mısın?
Aday; Tabi vekilim. Ben vefalıyımdır. Sadakatlıyımdır. Bunu başkan olursam en iyi şekilde gösteririm.
Erdem: Başkan olunca biz Kırıkkale’ye geldiğimizde makamınıza kabul eder saygı hörmet gösterir misiniz? Bugün olduğu gibi ceketinizin önünü ilikler bizi araba konvoyları ile karşılar mısınız?
Aday: Tabi ki, siz Kırıkkale’nin vekilisiniz. Ben en az 40 bin seçmen tarafından seçilip başkan olacak biri olarak, sizi Kırıkkale’de en az 20 bin kişi ile karşılamazsam arap oliyim.
Erdem: İmarda, Fen işlerinde, ESO’da seçmenlerimizin bizden talepleri olacak. Biz seni aradığımızda telefona çıkıp, ricamızı yerine getirir misin?
Aday; Aman efendim ne demek. Emriniz olur. Hele bir Başkan oliyim sizi temin ederim hiçbir ricanız geri çevrilmeyecek.
Söz Kırıkkale milletvekili Turan Kıratlı’ya geçmiştir.
Turan kıratlı: Bende tebrik ediyorum sizi. Benimde birkaç sorum var. Malumunuz ben Kırıkkale’ye yatırımcı getirmeye çalışıyorum. Bu şehirde istihdam yaratmak işsizlere iş bulmak istiyorum. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim. Her şey Kırıkkale için. Başkan oldunuz diyelim. Ben sizi aradım yatırımcı getiriyorum dedim. En iyi yerden imarlı arsa verebilin mi?
Aday; Abi valla seni çok seviyoruz. Ne istiyorsan emrin olur. Telefonun yeter.
Turan Kıratlı: Arkadaş milletvekili maaşımız belli, yetmiyor. Bir yazlık bile alamadım. Başkan olursan bana manzaralı, Kızılırmak’a yakın bir yerden arsa istesem verin mi?
Aday; Turan abi ne demek. Bunun adı bile olmaz. Nerden isterseniz ordan size arsayı verdim bilin.
Turan Kıratlı: Arkadaş birde akrabalarımın durumu pek iyi değil. İşsiz yeğenlerim var. Başkan olduğunda yeğenlerime Belediye’de iş verir misin?
Aday; Oooooo. Çok kolay abi. Kazanır kazanmaz zaten ilk işim Veli Beyin aldığı işçileri çıkartıp dostların işsizlerini alacağım. En başta da sen gelirsin sayın vekilim.
Turan Kıratlı: Kırıkkale Belediye başkanı oldunuz. Milletvekili seçimi olacak mutlaka. Ben de yine adayım. Başkan olarak milletvekilliğimde bana destek olur, yanımda yer alır mısınız?
Aday: Biz sözümüzün eriyiz sayın vekilim. Başta ne dediysek taş gibi arkasındayız. Madem bana destek vereceksiniz, bende sizin vekillik seçiminizde taş gibi yanınızda yer alırım. Üstelik ben kıvırtmayı bilmem de sevmemde.