Çünkü,
Mensubu oldukları parti ne Almanya’nın yeşiller partisi,
Nede,
Her ağızdan ayrı bir ses çıkan Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisi..
Sayın vekillerimin,
Bulunduğu yer Türkiye,
Partileri ise AKP…
Onlar zaman zaman unutmuş gibi görünse de bilinen o ki, günümüzün seçme ve seçilme sistemi sayesinde aslında sadece sayın başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın milletvekilleridirler kendileri!..
Hal böyle olunca,
Tabiî ki orada burada düşündüğünü özgürce söyleyemeyecek, adaylar arasında taraf tutamayacak, memleket için en hayırlı ve en doğru olduğuna inandıklarının yanında yer alamayacaklar.
İsterse söylesinler düşündüklerini…
Akıllarına geldiği gibi konuşsunlar.
Hele bir de,
Adam kayırmaya,
Öneride bulunmaya,
Tarafgir olmaya kalksınlar adaylar arasında…
Yandı güzelim keten helva o zaman.
Bırakın bir sonraki seçimde İstanbul’dan aday olup Kırıkkale listesinden çıkmayı, parlamentoyu kartpostalda bile görmeleri mümkün olmaz.
Orada demokrasi,
Genel başkanın iki dudağının arasındadır. (zaten bunu sayın vekillerimiz ortak olarak açıkladıkları basın bülteninde “her şeyin en iyisini genel başkanımız bilir. isimler şu an onun masasındadır” diyerek ikrar ediyorlar.)
Temayül,
Tercih,
Nabız yoklaması,
Halkın arzusu,
Sandık,
Mandık gibi şeyler vatandaşın ilgisini bu yöne yoğunlaştırmak ve bir de eskilerin deyimi ile “hoşaf soğutmaktan” başka bir anlam taşımıyor.
Bunu biz biliyoruz millet olarak…
Onlar da bildiğimizi biliyorlar.
Ama en önemlisi,
Hem onların bildiğini biz bildiğimiz, hem de bizim bildiğimizi onlar bildiği halde, her iki tarafında safa yatarak basın önünde karşılıklı demokrasicilik oynaması.
Tıpkı,
Bebeyken mahallede komencilik oynadığımız gibi.
Hatırlıyorum;
Daha birkaç ay önce sayın Vekilimiz Mustafa Özbayrak, MKE’nin modernizasyonunun sağlanıp tekrar eski gücüne kavuşması için gerekli çalışmaların başladığını söylemişti.
Hatta yeniden işleyiş kazanan işletmeler eskisi kadar olmasa da ona yakın oranda istihdam sağlayacaklardı.
Ben de,
Ya içinde bulunduğu partinin politikalarını bilmiyor ya da Kırıkkale ile ancak bu kadar ilgili diye iddia ediyordum.
Ulusal basın yazdı.
Televizyonlar bangır bangır bağırdı.
Özelleştirme idaresi başkanı Metin Kilci MKEK, BOTAŞ, ve TKİ özelleştirilecek dedi diye.
Sayın vekilimiz Turan Kıratlı da yerel bir iki gazeteye demeç verdi yok öyle bir şey falan diye.
Ancak,
Vatandaşın vergilerinden ve bağışlarından elde edilen kazanımlarla seksen senede vücut bulmuş devlet teşekküllerini babalar gibi satan maliye bakanı ve son sözü söyleyen başbakan ise suskun.
Örneklerinde olduğu gibi tüm çalışanlarının ve bölge milletvekillerinin itirazına rağmen yinede satılan KİT ler ortada iken ve bu konuda kimsenin telkinini ciddiye almayan insanlar bu seferde bu işletmeleri satacağız diye görücüye çıkartmışken milletin kime inanması gerekir.
İşleyişini bildiğimiz AKP demokrasisine mi?
Yoksa,
Düşüncesini söylerse bir sonraki seçimde kendisinin listeye alınmayacağı endişesi ile suya sabuna değmekten ürken sayın vekillere mi?
Söyleyin kime?