15.10.2007 00:00:00
1061
defa okundu.
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi
Avrupa modeli Anayasa yargısı anlayışında, Anayasa yargısı denetimi, denetimin yapılış zamanına göre “önleyici (a priori) denetim” ve “düzeltici (a postariori) denetim” şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Önleyici denetim, henüz yürürlüğe girmemiş olan normlar üzerinde gerçekleştirilen ve onun yürürlüğe girmesine engel olabilen anayasaya uygunluk denetimine denmektedir. Bu denetim, kanunlar yasama organında oylanarak kabul edildikten sonra, onaylanıp yürürlüğe girmesinden önce yapılır. Düzeltici denetim ise, kanunun onaylanarak resmi gazetede yayımlanmasından sonra yapılan anayasaya uygunluk denetimine denmektedir. Bu denetim türünde kanun önce yürürlüğe girdirilmek üzere yayımlanır, anayasaya uygunluk denetimi daha sonra yapılır.
1982 Anayasası'na göre AYM, Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz (md. 148/1, 2). Bu hükümden, Türkiye'de düzeltici denetim modelinin benimsendiği anlaşılmaktadır. Yani kanunun onaylama süreci tamamlanarak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra Anayasa'ya uygunluk denetimi söz konusudur. Onaylama süreci tamamlanmadan yapılacak bir anayasallık denetimi, sistemi önleyici denetim haline getirecektir. Bu ise 1982 Anayasası tarafından kabul edilen anayasal yargı sistemiyle bağdaşmamaktadır. Şöyle ki:
1982 Anayasası'nda, 1961 Anayasası'ndan farklı olarak Anayasa değişiklikleri için bir de onay aşaması öngörülmüştür. TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Anayasa değişikliği metninin yürürlüğe girebilmesi için, onaylanması da gerekmektedir. Anayasa'nın 175. maddesinde, Anayasa değişikliklerini onaylama yetkisi Cumhurbaşkanı ile halk arasında paylaştırılmıştır.
Cumhurbaşkanı, dilerse üçte iki (367 oy) çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliğini on beş günlük süre içinde onaylamak suretiyle Resmi Gazete'de yayımlayarak yürürlüğe girdirir, dilerse onaylayarak yürürlüğe girdirmek istemediği Anayasa değişikliği kanununu, aynı süre içinde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete'de yayımlar (AY. md. 89/1, 175/2). Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girebilmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir (AY. md. 89/1, 175/6). düzeltici Denetim Tercihi
Cumhurbaşkanı, üçte iki oyla kabul edilen Anayasa değişikliğini halkoyuna sunmaksızın yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlaması halinde, onaylama yetkisini tek başına kullanmış olmaktadır. Halkoyuna sunması halinde ise onaylama Cumhurbaşkanı ile halk arasında paylaşılmaktadır. Bu ikinci durumda Anayasa değişikliğine ilişkin onaylama süreci, değişikliğin halkoyu neticesinde kabul edilmesi ile birlikte tamamlanmaktadır. Onaylama süreci tamamlanmaksızın anayasal yargı denetimi mekanizmasının benimsenmesi halinde denetim modeli değişecektir. Bu ise Anayasa tarafından kabul edilen “düzeltici denetim” sistemi ile çelişme arz etmektedir.
Bu durumda gerek TBMM üye tamsayısının beşte birinin (1/5), gerekse Cumhurbaşkanının iptal davası açma hakkına ilişkin on günlük iptal davası açma süresi ancak Anayasa değişikliği kanununun halkoylaması ile onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra başlar. Bu tarihten önce açılacak bir iptal davası Anayasa'nın yukarıda anılan 148. maddesi ve düzeltici denetim sistemi ile çelişecektir. Anayasa ile bağlı olan AYM'nin bu durumu gözetmeksizin esasa ilişkin bir denetim yapması, Anayasa'ya aykırılık teşkil edecektir. Umarım AYM bu durumu dikkate almaktan imtina etmez.
YORUMLAR
YAZARIN TÜM YAZILARI