Filistin’de katliam yapılıyor. Herkesin gözü önünde büyük bir vahşet yaşanıyor. Kim olduğuna ve yaşına bakılmadan yüzlerce insan hunharca öldürülüyor. Filistinli kardeşlerimize, kendi topraklarında açlık, sefalet ve ölüm reva görülüyor. Mermiler, roketler, bombalar yağdırılıyor üstlerine. Dünya ise seyretmekle yetiniyor yaşananları.
İsrail, ilk önce hava harekâtıyla başladı bomba yağdırmaya. Sonra toplarla ve roketlerle saldırılarına devam etti. Ev, okul, cami, hastane demeden yüzlerce binayı yerle bir etti.
Buralarda yaşayan insanları da katletti. İnsanlar ne binalarda kalabildiler ne de sokakta yürüyebildiler. Gazze’ye sığdırmadılar kardeşlerimizi.
Tanklarını ve askerlerini önceden sınıra yığan İsrail, dün Gazze’ye karadan girdi. Şimdi kara harekâtı başladı. Gazze’yi işgal eden İsrail, masumları öldürmeye devam ediyor. Ablukaya alarak dünya ile ilişkisini kestiği Gazze’yi şimdi de haritadan silmeye çalışıyor. İsrail askerleri, önüne çıkan kim olursa olsun hiç acımadan, gözünü bile kırpmadan üstlerine kurşun ve bomba yağdırıyorlar.
İnsan hakları, çocuk hakları, yaşama hakkı artık rafa kaldırıldı. Bütün dünya gözlerini kapamış, kulaklarını tıkamış bekliyor. Dilleri lal olan dünya sus-pus olmuş durumda. Devekuşu gibi başını kuma gömen dünya, her şeyin bitmesini bekliyor. En ufak bir olayda insan hakları ve hatta hayvan hakları diye ayağa kalkan dünya bunları görmemezlikten geliyor.
Türkiye’mizin dışında bu soykırıma, katliama, vahşete tepki gösteren olmadı.
Arap Birliği toplantı yapıyor; ama toplantıda bu soykırımdan bahsedilmiyor. Kendi ülkelerinin yanı başında çıkan yangını fark etmiyorlar. Belki de bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile hareket ediyorlardır. Ben kendi topraklarımda rahat ve huzur içinde yaşayayım da başkaları ne acılar yaşarsa yaşasın mı diyorlar ki? Ama şu önemli noktayı da unutuyorlar: Bu yılan senin yanı başında ve bir gün gelip sana da dokunacaktır.
AB, herkesi şok eden bir kararla; İsrail’in bu yaptığı vahşete “savunma” diyor. Neyin savunması olduğunu bulmak da bize kalıyor. Eğer birileri ile bir hesabın varsa bu hesabı onlarla halledersin. Hiçbir şeyin ceremesi çocuklara ve masumlara ödetilmez. Eğer ödetmeye kalkarsan bunun adı savunma değil terör olur, katliam olur, soykırım olur.
Yıllar önce dünya barışını sağlamak ve korumak için kurulan, yüzlerce üyeye sahip BM’nin yaptığı açıklama AB’nin yaptığı açıklamayla aynı paralellikte. Ayrıca BM, İsrail’in orantısız güç kullanmaması gerektiğini söyleyerek endişelerini (!) dile getiriyor. Orantısız güç ne demek ki? Şu kadar masum insanı öldürürsen yeter; ama şu sayının üstüne çıkarsan orantı bozulur mu demek oluyor acaba? Masumları katletmenin orantısı olur mu?
Avrupa ülkelerinin liderleri herhalde rahatsız ki olayı bile duymadılar. Eğer duysalardı bir açıklama yaparlardı. “Mısır’daki sağır sultan duydu.” diyen atalarımız bugünleri görselerdi, bütün dünyanın nasıl sağır olduğuna şaşırırlardı. İşine geleni duyan ve her konuda ahkâm kesen çağdaş liderler, bu soykırım karşısında dut yemiş bülbül gibi susuyorlar.
Biz, Filistinli kardeşlerimizin acılarını paylaşıyoruz. Onlarla birlikte onlar için dua ediyoruz. Bizim bütün dualarımız Filistinli kardeşlerimizle birliktedir. Allahü Teâlâ, kardeşlerimize selamet versin. Filistinli kardeşlerimiz huzurlu, bağımsız ve özgür bir vatana kavuşsunlar. Siz de dualarınızla, sevginizle onların yanında olunuz ve onları yalnız bırakmayınız.