Bu gerçeği unutmadan yaşamalı insan.
Bu satırlarda bahsettiklerimizi anlamaktan aciz olanlar, anlatılanların özünün ötesine geçip hiçte hak edilmeyen sözlerle yaptıkları yorumlarla başarı elde ettiklerini sanıyorlar.
Oysa ahlak ve üslup en önemli şeydir.
Üslubunu bozan, ahlakını yitiren düşüncesi ve fikri olsa ne işe yarar ki?
Bir değerlendirmenin önüne arkasına barkken bütün şartları ortaya koymakta zorlanan ve ölçülerini yitiren, bunları anlamaktan aciz kalan bir iş ile ilgilense veya siyaset yapsa ne olur ki!
Siyaset bir yönetme mahareti, bir anlama, kavrama becerisidir.
Ötekiler,
Yani diğer sayılanların hepsi lafı güzaftır.
Hamlıklardır.
Benim dediğim olsun ilkesizliğidir.
Kendi beğendiğini kabul ettirmek için başkasının beğendiğine saygı duymayacak kadar “insan olma” erdeminden uzaklaşmaktır.
Burada dile getirdiğim siyasete soyunanların sakin olması gerekir konusunun aslı astarı da budur zaten.
Öz de olduğunu gösterir insan bir yere hazır hissedince kendini..Özünde ne ise onu ortaya koyar.
Herkes icraatında kişiliğini yansıtır.
Sözleri, kelimeleri kişiliğinin bir parçasıdır.
“İnsanlık erdemi” içinde olanlar kişiliklerini hiç değiştirmezler.
Onların makamları yükseldikçe kendileri büyümez mütevazılaşır, onlar mütevazılaştıkça büyür…
Bir takım insanların siyasette aday olmaları, talip oldukları makamlar her zaman olmuştur. Birileri kazanacaktır, birileri kaybedecektir.
Kazananlar kaybedenlere karşı mütevazı olmalıdır.
Kaybedenin bileğini bükmüş veya ona dersini vermiş değildir.
O sadece halkın tercihidir.
Halk ise tercihini bir tek bireye bakarak yapmaz.
Tercihlerin değişik nedenleri vardır.
Her tercihin gerekçelerini görmeden ona genel bir yaklaşım içinde bir kişinin zaferi demek edepsizliktir.
Bunu anlamak için karşındakini anlamaya çaba gösterecek “cesaret” gerekir.
İsimler ve rakamlar seçimin konuşulacak en belirgin malzemesidir.
Ancak her şey bir plan içinde kendi dayatmasını kabul ettirmek için yapılan varsayım oyunlarından başka bir şey değildir.
Seçim süresince yapılan değerlendirmelerin içinde haytalıklar vardır.
Simsarlıklar olduğu gibi…
Görünüşte siyasetçi kazanmış yada kaybetmiş gibi görünse de sonuçta Kırıkkale insanı kazanır yada kaybeder.
Bu yüzden kazanan da kaybedende Kırıkkale insanıdır.
Seçimlere dair yorumlar yaparken hep dert edindiğim o öteki Kırıkkale oluştur.
Bir türlü Zafer caddesine çıkamayan, arabasına atlayıp sağda solda yemekler yiyemeyen, buluşmalar gerçekleştiremeyen öteki Kırıkkale…
Sizler şehrin bu tarafında kaldıkça öteki Kırıkkale daima kaybedecektir.
Üzüntüm bunadır.
Şikayetim de buna.