Belki çok fazla kimyagerimiz,
Doktorumuz,
Ziraatçimiz,
Mühendislerimiz falan yok ama,
Meydan,
Her seçim önü olduğu gibi bu seçim önünde de şimdiden siyaset cambazı ordunaryüs profesörlerimizlerle dolup taşmaya başladı.
Kimini aday ediyor,
Kimini adaylıktan çekiyorlar.
Kimine başkanlık payesi verirken,
Kimine yardımcılığı bile çok görüyorlar.
İğnenin deliğinden baktıklarında Mekke’yi tarif ediyor, gaipten haberler veriyor,
Lakin,
Önlerindeki çukura düştüklerinde sizden yardım eli bekliyorlar.
Eğitimlerini,
Tahsillerini,
Tecrübelerini
Hangi iş kolu ile iştigal ettiklerini sorduğunuzda her işi yaptıklarını söyleseler de,
Her işi yapan insanı eğitecek üniversiteler henüz kurulmadığından,
Profosyonel oldukları hiçbir iş gelmez akıllarına.
Varsayın ki siz,
İki cihan bir araya gelirde falanca falancayla,
Yada
Falanca filanca partiyle bir araya gelmez deseniz,
Ve bunu kişileri tanıyıp olayları bilerek nakletseniz,
En bilgili tavırla sizi iş bilmez çıkarıp,
Dakikada olmazı oldurur,
Sağı solla,
Solu sağla ortak sandığa sokuverirler.
İşte bu nedenledir ki,
Asla kabul etmiyorum Kırıkkale deki okur yazar ve diplomalı! oranının Türkiye ortalamalarının çok altında gibi saçma sapan iddiaları.
Bizim insanımız,
Günlük gazeteyi okumasa bile, yarından haberler verecek bilgi ve donanıma sahiptir.
Biliriz!..
X X X X
Dün sabah uzunca bir aradan sonra CHP il başkanı Aliye hanımla göz göze geldik zafer caddesinde yürürken.
Eskiden olsa hal hatır sormadan geçmezdik ama onun bana göre yanlış yönetimleri ve benimde bunu sürekli eleştirmem aramızı açtı.
Çünkü hazret kendisini eleştiren,
Doğruda olsa yol gösteren adamı hiç sevmez.
Ama,
Yücel Kızık öyle değil.
Caddede Aliye hanımla konuşmadık ama az ilerde ayakkabısını boyatan sayın eski ilçe başkanı ile karşılaştık, konuştuk...
Her zamanki bildik sevecen! tavırları ve başkanlık mühürü elinden hiç alınmamış gibi sağa sola aday olacakları belirliyordu yine.
Ayakkabısını boyatırken telefonla konuşuyor,
Aynı anda,
Sağından solundan geçen insanların halini hatırını da sormayı ihmal etmiyordu. (eline yüzüne bulaştırmadan sekiz on işi birden yapması genlerinden gelen özelliğidir)
Nihayet kendine sıranın geldiğini söyledi bana.
Bu sefer kendisi de adaymış…
Gerekçesi de haklı!..